|
|
27.02.2009 |
Piyasalar krizin dibini aramayı sürdürüyor. Mali depremin şiddeti borsa endekslerine yansıyor. Bu hafta Dow Jones Endeksi son 12 yılın en düşük değerine geriledi. 2008 ilkbaharında 13 binden yaz sonunda 11 binlere, Pazartesi günü ise ise 7 bin 100’lere indi.
ABD’de son çeyrek milli gelir için ikinci tahmin yarın açıklanacak. İlk tahmin milli gelirde bir önceki çeyreğe göre yıllık tempoda yüzde 3.8 düşüş öngördüyordu. Bunun yüzde 5.4’e çıkması bekleniyor. Yarın akşam öğreneceğiz.
Türkiye’de önemli bir gelişme var. Başbakan Erdoğan muhalefetten işsizlikle mücadele önerilerini istemişti. Baykal hemen cevap verdi. Getirdiği çözüm paketi dün gazetelerde yer aldı. Tartışmanın somut tedbirlere yönelmesini çok yararlı buluyorum.
Esas ilginç kılan yanına dikkat çekelim. Baykal açık ve net şekilde daha büyük bütçe açığı öneriyor. Paketin bir bölümü bütçe gelirlerini azaltıyor. Diğer bölümü kamu harcamalarını artırıyor. “Aklın yolu bir” derler.
Tanımlar
“Deflasyon” bu krizin tedavüle soktuğu sözcüklerden biridir. Fiyat deflasyonu enflasyonun tam tersidir. Eksi enflasyon yani fiyatların düşmesidir. Aynı mal-hizmet sepetine bir önceki döneme kıyasla daha az para ödenmesidir.
Kavramın fiyatlar dışında kullanımı da vardır. Bunlardan biri özellikle önemlidir: Gelir deflasyonu. Geri planda mal-hizmet fiyatlarının onları üretenlerin gelirlerini oluşturması yatar. Fiyat ve gelir aynı ekonomik olayın iki farklı görüntüsüdür.
Enflasyon ortamlarında nominal gelirler bir dönemden diğerine genellikle yükselir. Üretim azalsa, ekonomi küçülse bile enflasyon sayesinde gelirler (ücretler, maaşlar, kiralar, kârlar vs.) artar. Kötü yıllarda fiyatlar gelirlerden daha hızlı yükseldiği için reel gelirler düşer. İyi yıllarda tersi olur.
Bu süreci milli gelir muhabesinden izleyebiliriz. Cari fiyatlarla milli gelir nominal gelirleri yansıtır. Reel gelirlere ulaşmak için “deflatör” denen enflasyon ölçüsü kullanılır. Sabit fiyatlarla milli gelir elde edilir.
Böylece “gelir deflasyonu” tanımına ulaşırız. Cari fiyatlarla milli gelirin bir önceki yılın aynı dönemine göre azalmasıdır. Olması için fiyat deflasyonu gerekli değildir. Deflatörle ölçülen enflasyonun reel gelirdeki düşüşün altında kalması yeterlidir.
Ufukta “bir ilk”
Türkiye geçmişte reel gelirlerin ciddi şekilde düştüğü büyük ekonomik krizler yaşadı. Ama hepsinde enflasyon yüksekti. Dolayısı ile cari fiyatlarla milli gelir arttı. Türkiye insanları bir dönemden diğerine nominal gelirlerinin düşmesi olayı ile hiç karşılaşmadı.
Bu açıdan 2009 “bir ilk” olabilir. Örneğin ilk çeyrekte büyük oranlı eksi reel büyüme kaçınılmaz duruyor. Bu ise nominal gelir artışlarını zorlaştırıyor. Böylece makul varsayımlar altında nominal milli gelirin geçen yılın altına düşmesi ihtimali beliriyor.
İktisatçıları fiyat deflasyonu çok korkutur. Ancak gelir deflasyonu da tatsız kısır döngüleri tetikleyebilir. Hızla fiyat deflasyonuna dönüşebilir. O nedenle iktisat politikası tasarımında mutlaka hesaba katılması gerekir.
|
|
|
|
|
|
Doviz Kurları |
1 EUR : 2,082 YTL
1 USD : 1,522 YTL |
|
|