Bugünlerde sıkça düşündüğüm ve kafamı kurcalayan konulardan biri, hayatın planlı yaşanması yada akışına bırakılması arasındaki farkı bulmak. Farkı bulmak mümkün mü değil mi bir cevap ararken neleri sorgulamak gerekir acaba.
İnsan önce doğar ve bunu kendisinin planlaması mümkün değildir. Büyürken de bu muhtemelen mümkün olmaz. Hangi okula gideceğine karar vermek 18 yaşından küçük çocuklara sorulmaz zaten. Üniversite aşamasında ise soruyormuş gibi yapılır genelde ama velinin muhakkak bir fikri vardır bu konu üzerinde. Sonuç olarak eğitimin de nasıl ve nerede yapılacağına genelde sen karar vermezsin yada veremezsin.
Her ne kadar istemediği yada ona uygun olmayan bir bölümde okuyorsa bile mutlaka hayatının dönüm noktasıdır üniversite. Artık hayatına yol çizmeye başlaması gerekir ve çoğu zaman bunu yapmak için önüne imkanlar ve gereklilikler gelir. Bazen insan geç kalır yolu çizmeye yada tecrübe eksiktir yolun nasıl çizileceği konusunda. Eğri yada doğru bir yol çizilmiş olur artık üniversite bitene dek ve yolu değiştirmek öyle kolay değildir artık. Çünkü yolun ayrımı geride kalmıştır ve diğer yola gidebilmek için gelinen yoldan epey geri gitmek gerekir ki bir önceki sapağa ulaşılabilsin.
Aslında buraya kadar yaşanan şeyler hayatın planıdır. Plan burada yapılmalıdır ki dönüş yapıp önceki sapağa geri gitmeye gerek kalmasın. Bu durumda plan kişi tarafından yapılmamış olmaz mı? Adına plan yapılmıştır iyi yada kötü. Kötü olması da senin suçun değildir iyi olması da senin sayende değil. Bir kişi başarılı yada başarısız ise bunu kendi yapmamış olur bu gözle bakarsak.
Hep düşünür insan bir fırsat daha verilse ne yapardı diye ama fırsat verildiğinde aynı koşullar geçerli olmayacak mı? Yani yaşamaya yeniden başlayınca veli olmayacak mı? Yada devlet olmayacak mı yasaklar ve kurallar koyan. Ceteris Paribus olacaksa yine aynı yere varılacak öyle değil mi? Kısır döngü dedikleri bu değil mi? Her kısır döngünün bir kırılma noktası mevcut. Kısır döngü hangi durumlarda kısır döngü olmaktan çıkartılırsa orası kırılma noktası olur. Çok soyut konuşuyor gibi oldu ama kısır döngü hayatın içinde.
Peki neredeyiz şimdi. Hayatın neresinde? Kararlar kim tarafından veriliyor? Bir plan yapabilir miyiz artık gelecek için? Yoksa çok geç mi kaldık?
Sanırım bu yazının sonunda da bu sorunun cevabını bulmuş olamayacağız ama bir gerçeğin farkına varmış olacağız çözümsüz.
Plan yapmalı mı insan? Yolda giderken, yatmadan önce, yemek yerken… Planlamalı mı çok uzun vadeyi? Yoksa oluruna mı bırakmalı? Zaten bu güne kadarki yaşantısı oluruna bırakılmış birinin plan yapması doğru olur mu? Ya da yapabilme imkanı bulabilecek mi planladığı şeyleri? Ne çok soru işaretli bir yazı oldu ama öyle bir konuya değinmiş oldum ki soru işareti dolu iken cevap bulamadığım.
Ben kendi cevabımı veriyorum kendime her ne kadar doğruluğu tartışmasız tartışılacak olsa bile, kısa vadeli planlar yapmak gerek. Uzun vadeli yapılan planlar bana göre hayallerden ibaret. İnsan uzun vadeli planı niye yapar ki hayalleri için? Zaten gerçekleştirebilecek olsa hayal olmaz, kısa vadeli plan olurdu öyle değil mi?