AÇIKLAMALI TERİMLER SÖZLÜĞÜ
A
Açık Piyasa
İşlemleri (APİ) (Open Market Operations): Para politikası uygulaması
çerçevesinde, merkez bankaları bünyesinde para miktarının artırılıp
azaltılması amacıyla, Hazine kağıtlarının alım ve satımının (kesin alım,
kesin satım, geri satım vaadiyle alım (repurchase agreements), geri alım
vaadiyle satım (reverse repurchase aggrement)) yapılması işlemleridir.
Bankalararası Para Piyasası işlemleri de “Açık Piyasa İşlemleri” kapsamı
içerisindedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bünyesinde bu tür
işlemler, Açık Piyasa İşlemleri ve Para Piyasası Müdürlükleri tarafından
yürütülmektedir.
Açık Pozisyon
(Short Position): Döviz, altın, menkul kıymet gibi bir finansal araç
üzerinden sahip olunan varlıkların aynı cinsten yükümlülükleri
karşılayamayan kısmıdır. Örneğin 10 milyon USD yükümlülüğe karşı 5 milyon
USD varlık bulunduruluyorsa aradaki 5 milyon USD, açık USD
pozisyonunu ifade
eder.

Alış (Bid): Piyasa
katılımcılarının, piyasada işlem gören değerleri (döviz, menkul kıymet
gibi) almaya istekli oldukları fiyattır.

Alış – Satış
Farkı (Spread): İşlem gören herhangi
bir kıymetin, alış ve satış fiyatı arasındaki farkı ifade
eder.

Arbitraj:
Herhangi bir menkul kıymetin, dövizin veya malın bir piyasadan alınıp
diğer bir piyasada satılarak (kıymetler birbiri ile değiştirilerek)
risksiz bir şekilde kar edilmesi işlemidir. Arbitraj işlemleri piyasalar
arasındaki fiyat farklılıklarının azalmasına yol açar. Günümüzde iletişim
teknolojisinin artması ve bilgiye ulaşma maliyetinin düşmesi ile piyasalar
arası fiyat farklılığı son derece düşük olmakta, ortaya çıkan farklılıklar
anlık olarak bu tür işlemlerle ortadan kalkmaktadır.

Ayı Piyasası
(Bear Market): Fiyatların düştüğü piyasaları ifade eder.

B
Bankalararası
Para Piyasası: Bankalar arasında kısa vadeli fonların alınıp satıldığı
piyasalardır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bünyesinde aynı adla işlem
gören piyasada bankalar kendilerine tanınan limitler çerçevesinde, önceden
belirlenen vadelerde TL alım-satım işlemi gerçekleştirmektedirler. Bu
piyasada, Merkez Bankası aracı konumu üstlenmekte olup (blind broker)
alım-satımı gerçekleştiren taraflar birbirlerini bilmeden Merkez Bankası
üzerinden (Merkez Bankasını taraf kabul ederek) işlemlerini
gerçekleştirmektedirler. Para politikası uygulamasında önemli bir
fonksiyona sahip olan bu piyasada Merkez Bankası doğrudan faiz
belirleyerek kısa vadeli faizleri yönlendirebilmekte ve son kredi mercii
fonksiyonunu yerine getirmektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
dışında, bankaların kendi aralarında bu tür işlemleri gerçekleştirdikleri
ikincil piyasalar da mevcuttur.

Banknot:
Taşıyana, üzerinde yazan miktarın ödenmesinin, çıkaran kuruluş
tarafından garanti edildiği faiz taşımayan kıymetlerdir. Yasal ödeme
aracıdır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TL Banknot basmaya tek yetkili
kurumdur.

Basit Faiz: Bir
yatırımın, yatırım dönemi süresince sadece anaparasının kazandığı faiz
oranıdır.

Baz Puan (Basis
Point): Faiz oranlarındaki değişimi ifade eden bir ölçüm birimidir.
Noktadan sonraki 4 üncü haneye karşılık gelir (0.0001). Örneğin fazi
oranının % 65.25’den % 66.75’e yükselmesi durumunda 150 baz puanlık bir
artış söz konusudur. Diğer bir deyişle baz puan % 0.01’e karşılık
gelmektedir.

Benchmark
(Ölçüt): Ölçüm ve karşılaştırma
kriteri anlamında kullanılmaktadır. Örneğin portföy yönetiminde, benchmak
portföy, bu yapı dışında oluşturulan portföylerin performans (getiri ve
risk anlamında) başarısının ölçümüne esas alınan portföydür. Diğer bir
örnek; benchmark menkul kıymetler, piyasada yeterince likiditeye sahip,
ihraç eden kurum tarafından bu özelliğinin devam ettirilmesi söz konusu
olan ve piyasada benzer ihraçlar için bir referans teşkil eden
kıymetlerdir.

BIS (Bank for
International Settlement): Parasal ve finansal istikrarı sağlamaya
yönelik olarak merkez bankaları ve diğer kurumların kendi aralarındaki
işbirliğini artırmak amacı ile
kurulmuş uluslararası bir organizasyondur. 1930 yılında kurulmuş
olup, İsviçre’nin Basel kentinde yerleşiktir. Sermayesi altın frank
şeklinde ifade edilmekte olup, 1 altın frank 0.29 gram altını temsil
etmektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 5000 altın frank ile bankanın
hissedarıdır.

Bileşik Faiz:
Bir yatırımın yatırım dönemi boyunca kazandığı faizin de yeni yatırım
döneminde yatırıma tabi tutulması sonucu elde edilen getiriyi gösteren
faizdir. Diğer bir deyişle faizin de faiz kazanmasıdır.

Birikmiş Faiz:
Bir yatırımın, yatırım dönemi içerisinde, ödeme tarihine kadar
üzerinde biriken faizdir. Örneğin, 6 ayda bir dönemsel % 30 kupon ödemeli
100.000 TL ‘ den ihraç edilen bir devlet tahvilini almak için,
piyasa oranının değişmediği varsayımı ile 3 ay sonra ödenmesi gereken
fiyat yaklaşık 115.000 TL’ dir (dönem sonunda toplam 30.000 TL faiz
kazanması için, bu durumda ikinci 3 ay için % 13.04’ lük bir getiri söz
konusudur). Buradaki 15.000 TL yatırımın üzerinde biriken faizi ifade
etmektedir.

Birincil
Piyasa (Primary Market): İlk ihraçların yapıldığı piyasadır. Bir
yatırım aracının örneğin bir menkul kıymetin ilk defa piyasaya sürülmesi
(satılması) birincil piyasa işlemidir. Benzer şekilde, devlet iç borçlanma
senetlerinin, T.C. Hazine Müsteşarlığı tarafından ihale yöntemi ile satımı
da bir birincil piyasa
işlemidir. Bu senetlerin daha sonra yatırımcılar arasındaki alım-satımları
ise ikincil piyasa olarak adlandırılan piyasalarda
gerçekleşmektedir.

Boğa Piyasası (Bull
Market): Fiyatların yükseldiği
piyasayı ifade eder.

Bono: Vadesi 1
yıldan kısa olan, çıkaran kurum tarafından öngörülen vade sonunda belli
bir bedelin ödenmesinin taahhüt edildiği menkul kıymetlerdir. T.C. Hazine
Müsteşarlığı tarafından
çıkarılan bir yıldan kısa
vadeli ihraçlar, Hazine Bonosu adı altında işlem görmektedir. İngilizce
karşılığı olan “Bond” ifadesi ise, ABD Hazinesi ihraçları için, 10 yıldan
uzun vadeli kıymetleri ifade etmektedir (maksimum 30 yıl). Benzer şekilde
“note” ifadesi 1-10 yıl arası, “bill” ifadesi ise 1 yıl ve daha kısa
ihraçlara yönelik olarak kullanılmaktadır.

Broker: Alım ve
satım işlemlerine belli bir komisyon karşılığı aracılık eden, işlemleri
kendi adına ancak taraf olduğu kişi veya kurumlar hesabına yapan
işlemcilere verilen isimdir.

Bütçe Dengesi (Budget
Balance): Bir işletmenin veya devletin gelir ve giderleri arasındaki
farktır.

C-Ç
Call Option:
Opsiyon, sahibine, opsiyona konu olan kıymeti, kontratta yazan
fiyattan, kontrat vadesinde herhangi bir yükümlülük doğurmadan alma hakkı
verir. Bu tür bir mali araçta, vadede, opsiyona konu olan kıymetin fiyatı
kontrat fiyatının altında gerçekleşirse opsiyon sahibi bu hakkını
kullanmaz ve işlemini daha düşük olan piyasa fiyatından
gerçekleştirebilir.

Çapa (Nominal Anchor):
Ekonomik karar alma süreçlerinde referans olarak alınan büyüklükleri
ifade etmek için kullanılır. Örneğin kur çapası kavramı, Merkez Bankasının
kur için belli öngörüleri sonrasında, diğer ekonomik birimlerin de bu
öngörüye güven duyması ile birlikte, alınan ekonomik kararlarda kurun,
kurdaki artışın esas alınması ve fiyat, ücret artışı, yatırım gibi
kararlarının kur politikası çerçevesinde şekillenmesini ifade eder. Bu tür
bir çapaya (politikaya) güvenin olmaması halinde, seçilen büyüklükler bu
özelliklerini kaybederler. Parasal büyüklükler, faiz oranları, enflasyon,
büyüme oranları “çapa” olarak kullanılan büyüklüklerdir. Özellikle son
yıllarda, kur ve faiz oranı gibi büyüklüklerin çapa olarak kullanımında
ortaya çıkan güçlükler, enflasyonun bu amaçla kullanımını
yaygınlaştırmıştır.

Çekirdek Enflasyon
(Core Inflation): Tüketici ve Toptan Eşya Fiyat Endeksleri gibi genel
kullanıma açık mal ve hizmet sepetlerinden oluşan enflasyon endekslerinin
temel enflasyonist eğilimleri tam olarak yansıtmadığı varsayımı ile, bazı
mal grupları ile fiyat değişmelerine yol açan bir takım unsurların
enflasyon endeksinden çıkarılması sonucu ulaşılan bir enflasyon tanımıdır.
Bu amaçla, dışsal etkilere (enerji fiyatlarında artış, mevsimsel koşullar,
maliye politikası vs) daha açık olan ve geçici nitelikler taşıyabilen,
enerji, temel gıda maddeleri fiyatları ve dolaylı vergiler bu tür
enflasyon hesaplamaları içerisine katılmamaktadır. Amaç, fiyatlar genel
seviyesindeki değişimi sürekli kılan unsurları tespit etmek ve bunlara
yönelik daha gerçekçi politika kararları alabilmektir. Özellikle,
enflasyon hedeflemesine yönelen ülkelerde bu türden alternatif endeks
oluşumları değişik formları ile kullanılmaktadır. Türkiye’de Özel İmalat
Sanayi Fiyat Endeksi “çekirdek enflasyon” olarak
adlandırılmaktadır.

D
Dalgalı (Serbest)
Kur Sistemi (Free Floating): Kurun hiçbir müdahale olmadan tamamen
piyasada oluşan arz ve talep koşullarında belirlendiği sistemleri ifade
eder.

Dealer:
Alım-satım işlemlerinde kendi nam ve hesabına hareket eden kişi ve
kurumlara verilen isimdir.

Değişken Faizli
İhraçlar (Floating Rate Notes): Getirisi, ihracı sırasında
sabitlenmeksizin önceden belirlenen başka değişkenlere bağlanan
kıymetlerdir. Gerçekleşen enflasyona veya LIBOR gibi uluslararası faiz
oranlarının, örneğin geçmiş 3 aylık ortalamasına endekslenen ihraçlar bu
türe girmektedirler. Getiri (faiz) oranlarındaki belirsizliğin arttığı ve
fiyat oluşumlarının güçleştiği ortamlarda, hem ihraç eden hem de yatırımı
yapan kişi ve kuruluşlar açısından riski daha düşüktür.

Devalüasyon: Ulusal paranın yabancı paralar
karşısındaki değerinin azalmasını ifade eder. Örneğin, Türk Lirasının ABD
doları karşısındaki değerininin 1.200.000 TL’den 1.300.000 TL’ ye düşmesi,
TL’ nin (ABD dolarının değer kazanması) 100.000 Lira değer kaybetmesi
anlamındadır.

Dönemsel
Faiz: Bir yatırımın fiilen elde
tutulma süresince getireceği faizi ifade eder.

Döviz Kuru
(Exchange Rate): Ulusal bir paranın, diğer bir ulusal para cinsinden
ifadesidir.

Döviz Kuru
Rejimleri: Döviz kurları günümüzde
özellikle küçük ve açık ekonomiler için taşıdıkları önem ve reel ekonomiyi
doğrudan etkileme potansiyelleri nedeniyle, uygulanan para politikası
çerçevesinde doğrudan hedef, gösterge veya araç olarak
kullanılmaktadırlar. Döviz kuruna yönelik uygulamalar, bir uçta tamamen
sabit kur sistemi, diğer uçta ise tam serbesti olmak üzere, iki rejim
arasında şekillenmektedir. Tamamen sabit kur sisteminde, ulusal para
yabancı bir para veya paralardan oluşan bir sepet karşısında sabitlenmekte
ve bu değerin sürmesi para otoritesi tarafından bazen açık bazen de
dolaylı olarak garanti edilmektedir. Para Kurulu (Currency Board) türü
uygulamalarda, bir taraftan kur sabitlenirken diğer taraftan ulusal para
arzı tamamen bu kur üzerinden gerçekleştirilen döviz alış-satışlarına
bağlanmaktadır. Tamamen serbest kur sisteminde ise, döviz kurunun fiyatı
doğrudan piyasada oluşan arz ve talebe göre belirlenmektedir. Ara rejim
olarak adlandırılan, Avrupa Para Sistemine geçiş aşamasında da uygulanan
kurun bir band içerisinde hareketine müsaade eden yapı ile kontrollü
dalgalanma (managed float), sürünen kur (crawling peg) adı altındaki
sistemlerde ise, kur belli bir takım kriterlere göre yönlendirilmekte ve
para otoritesi tarafından gerektiğinde müdahale edilmektedir. Kura yönelik
bu tür rejimlerin seçimi, ülkelerin içinde bulunduğu şartlara göre
değişmektedir.

Dünya Bankası
(World Bank): 1944 yılı sonrası, Avrupa’nın yeniden imarına yönelik
olarak “International Bank for Reconstruction and Development” adı altında
kurulan uluslararası bir örgüttür. Daha çok, gelişmekte olan ülkelere uzun
vadeli proje kredileri sağlamaktadır. Son yıllarda görev tanımları
içerisine, gelişmekte olan ülkelerin dış borçları ve yoksullukla mücadele
kavramları da girmiştir.

E
Efektif: Kaydi
forma dönüşmemiş, ekonomik birimlerin fiilen banknot ve bozuk para olarak
ellerinde tuttukları parayı ifade etmek için kullanılan bir
terimdir.

Egzotik
Opsiyonlar (Exotic Options): Talep edenin ihtiyacına göre
şekillendirilen opsiyonlardır. “Barrier option” adı altında opsiyona konu
olan kıymetin opsiyonda öngörülen fiyatı, örneğin geçmesi halinde
geçerliliğini yitiren opsiyonlar, ya da “Lookback options” adı altında
belli bir dönemde gerçekleşen örneğin en yüksek fiyatı opsiyona fiyat
kabul eden opsiyonlar bu türe örnektirler.

Elektonik Fon Transferi
(EFT): Fonların elektronik ortamda hesaplar arası aktarımının
yapıldığı sistemdir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bünyesinde ilk
olarak Nisan 1992' de işletime açılmış, Nisan 2000'de ise ikinci nesil adı
altında günün ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde
güncelleştirilmiştir. Şu anda sadece TL üzerinden işlem yapılmaktadır.
Sistemin açılış saati 8:00 olup, katılımcıların en geç saat 9:00’da kendi
sistemlerini açması gerekmektedir. Resmi kapanış saati 17:30 olup, bu saat
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından gerek görülmesi haline
uzatılabilir.

Elektronik Menkul
Kıymet Transferi (EMKT) : Menkul kıymetlerin elektronik ortamda
hesaplararası aktarımının yapıldığı sistemdir. Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası bünyesinde bu tür bir sistem Ekim 2000' de faaliyete geçmiştir.
Sistemin açılış saati 8:00 olup, katılımcıların en geç saat 9:00' da kendi
sistemlerini açması gerekmektedir. Resmi kapanış saati 17:30 olup, bu saat
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından gerek görülmesi haline
uzatılabilir.

Enflasyon:
Fiyatlar genel seviyesindeki değişimdir. Bugün için, parasal bir olgu
olduğu ve uzun dönemde parasal bir büyüme olmadığı sürece enflasyonun
artmayacağı genel olarak kabul görmektedir. Toptan Eşya Fiyat Endeksleri,
Tüketici Fiyat Endeksleri ve İmalat Sanayii Fiyat Endeksleri gibi çeşitli
endeksler aracılığı ile ölçülmektedir.

Enflasyon
Hedeflemesi (Inflation Targeting): Merkez bankalarının genellikle
hükümetlerle birlikte, para politikası amacı olarak belli bir enflasyon
rakamını hedeflemeleridir. Bu tür bir uygulamada hedeflenen enflasyonun,
beklentileri etkileyebildiği ölçüde, nominal çapa görevini üstlenmesi
öngörülür. Diğer politikalardan farkı, enflasyon hedefinin net bir şekilde
kamuoyuna duyurulması ve bu konu ile ilgili doğrudan sorumluluk
alınmasıdır. Uygulamada, uygulayıcı kurum olarak merkez bankaları amaca
yönelik bir araç bağımsızlığına kavuşmaktadırlar. Diğer bir deyişle,
merkez bankaları, kur ve faiz politikalarını enflasyonu kontrol altına
almak amacı ile istedikleri biçimde kullanabilmektedirler. Bu tür
uygulamalar, bir ekonomideki tüm büyüklüklerin nominal çapa özelliğini
kaybetmesi sonucu bir zorunluluk olarak da ortaya çıkabilmektedir. Bu tür
bir politikanın başarısı için, güçlü ve sağlıklı bir mali yapı, enflasyon
ile para politikası araçları arasında gözlenebilir ve istikrarlı bir
ilişki, kredibilite, bağımsızlık ve açıklık gibi unsurlar ön koşul olarak
sayılmaktadır.

Enflasyon
Vergisi: Para, tedavüle çıkaran kurum açısından yükümlülük, talep
eden, elde tutan kurum ve kişi açısından ise bir varlık olarak
düşünüldüğünde, enflasyon, parayı ihraç eden kurumun yükümlülüğünü, parayı
elde tutan kurumun ise varlığını reel olarak azaltır. Bu anlamı ile
enflasyon, gelir elde eden açısından vergi özelliği taşımakta, dolayısıyla
vergi gibi satın alma gücünün transferine neden olmaktadır.

Etkin Piyasa
(Efficient Market): Bu hipotez, bir piyasada işlem gören
kıymetlerin mevcut fiyatlarının, o kıymetlere ilişkin elde edilebilir
bilgilerin tümünü yansıttığını öngörür. Teori, fiyatı belirleyenin alıcı
ve satıcılar olduğu varsayımı ile, işlemcilerin tüm ulaşılabilir bilgilere
aynı anda ve simetrik olarak ulaşabildiğini varsayar. Bu durumda oluşan
fiyatın da denge fiyatı olduğu öngörülür.

Euro Bonolar
(Eurobonds): Çıkaran ülkenin veya kuruluşun, kendi ulusal para birimi
dışındaki bir para birimi üzerinden ihraç ettiği menkul
kıymetlerdir.

Euro Dolarlar
(Eurodollars): Amerika Birleşik Devletleri dışındaki bankalarda veya
ABD bankalarının yurtdışı şubelerinde tutulan ABD doları cinsinden
mevduatları ifade etmek için kullanılır. Euro ifadesi, bu tür mevduatların
büyük çoğunluğunun özellikle Batı Avrupa ülkelerindeki bankalarda
tutulmasından kaynaklanır. Ancak, Asya ve benzeri diğer tüm ülkelerde
tutulan ABD doları hesapları da bu adla anılır. Çok yoğun bir ikincil
piyasa hacmine sahiptir.

F
Faiz: Üretim
faktörlerinden sermayenin elde ettiği getiridir. Diğer bir ifade ile
paranın kullanım bedelidir.

Faiz Dışı
Bütçe Dengesi (Primary Balance): Bütçeden gerçekleştirilen faiz
ödemeleri hariç tutularak ulaşılan bütçe dengesidir.

Federal
Fon Oranları (Federal Funds Rate): Amerika Birleşik Devletleri'nde
finansal kurumların gecelik bazda borçlanmalarını gerçekleştirdikleri
piyasa faiz oranıdır. Para politikası uygulamasında temel gösterge
niteliğinde olduğundan ABD Merkez Bankası’nın yakın gözetimi altındadır.
ABD Merkez Bankası bu piyasada oluşan günlük “Federal Funds Rate” lerin
kendi açıkladığı orana uygun seyretmesi amacıyla açık piyasa işlemleri
yoluyla piyasadaki günlük rezerv (kullanılabilir fon) miktarını ayarlar.
Örneğin, bu piyasada oluşan faizler kendi hedef oranın altında ise, diğer
bir deyişle piyasada fon fazlası varsa, bu miktarı açık piyasa işlemleri
ile piyasadan çeker.

Fiyat
İstikrarı: Para politikasının uzun dönemli temel amaçlarına (büyüme ve
istihdam) yönelik olarak ekonomik birimlerin karar alma süreçlerinde
etkili olmayacak ölçüde düşük ve istikrarlı bir enflasyon oranını ifade
eder.

Forward: İleri
tarihli işlemler anlamındadır. Belli bir kıymetin önceden belirlenmiş bir
fiyattan yine önceden belirlenmiş bir tarihte teslim edilmesini öngörür.
İşlemler, genellikle organize piyasalarda değil, alıcı ve satıcının karşı
karşıya gelmesi ile tarafların ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleştirilir.
Döviz, menkul kıymet, mal gibi alım-satıma konu araç üzerinden
düzenlenebilen bu tür kontratlar fiyat riskini bertaraf etmenin yanısıra
spekülatif amaçlara da yönelik olabilir.

Forward-Forward: Sözleşmeye konu olan örneğin
bir para piyasası işleminde vade, faiz ve miktar gibi unsurlar üzerinde
bugünden anlaşılan, ancak ileri bir tarihte başlayacak ve daha ileri bir
tarihte sona erecek işlemleri ifade eder. Bu kotasyon 3 ay sonra
başlayacak 3 ay vadeli bir işlemi (işlem vadesi 6 ay) ifade
eder.

Future: İleri
tarihli işlemler anlamındadır. Belli bir kıymetin önceden belirlenmiş bir
fiyattan yine önceden belirlenmiş bir tarihte teslim edilmesini öngörür.
Forward piyasalardan farkı, organize piyasalarda standartlaştırılmış (bir
kontratın miktarı, kontratların piyasaya çıkış tarihleri, marjin adı
altında bir teminat sistemine sahip olunması gibi) kontratlar üzerinden
işlem görmesidir. Spekülatif amaçlı yapıldığında, teorik olarak sonsuz kar
ve zarar ihtimali vardır.

H
Hesaben Saklama
(Book Entry): Kıymetlerin elektronik ortamda hesaben saklanmasını
ifade eder. Örneğin T.C. Hazine ihalesinden alınan kıymetler, katılımcılar
tarafından fiziki olarak talep edilebileceği gibi (bu kıymetler Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından bastırılmaktadır) makbuz karşılığı
elektronik ortamda katılımcıların hesabına da aktarılabilmektedir.
Şahıslar da, makbuz karşılığı kıymetlerini hesaben saklatabilmektedirler.
Fiziki olarak elde bulunan bir kıymetin, sonradan bir hesaba yatırılması
da kıymeti bu forma sokmaktadır.

I - İ
İhale (Auction):
İhale, ingilizce “auction” auctio kökünden gelmekte olup kelime anlamı
artış demektir. Piyasa ekonomilerinde, çeşitli mal ve finansal değerlerin
kişi veya kurumlara tahsis yöntemlerinden birisidir. Özellikle, ihaleye
konu olacak malın sabit veya doğrudan belirlenebilir bir fiyatı yoksa ya
da malın satıcısı, malın piyasa fiyatı konusunda emin değilse ihale yöntemi ile satım tam
rekabet koşulları altında bu belirsizliği ortadan kaldırır. İhale yöntemlerine ilişkin ilk
sınıflandırma, 1961 yılında William Vicrey tarafından yapılmıştır.
İhaleler farklı biçimlerde gerçekleştirilebilir. En yaygın olanı,
fiyatların büyükten küçüğe doğru dizildiği, (satan açısından geliri
maksimum, maliyetin minumum olması anlamına gelmektedir), çoklu fiyat
(“Dutch Auction” adını Hollanda'da çicek satışlarında kullanılmasından
almıştır) türü ihalelerdir. Bu ihalede her katılımcıyla kendi teklif
ettiği fiyat üzerinden işlem yapılmaktadır. Fiyatların küçükten büyüğe
sıralandığı ihaleler ise “English Auction” olarak adlandırılmaktadır. Diğer bir ihale yöntemi ise “tek
fiyat” ihalesidir. Bu ihale türünde arzın ve talebin eşitlendiği fiyat,
ihaleyi kazanan tüm katılımcılara uygulanmaktadır. Diğer bir deyişle tüm işlemler tek
bir fiyat üzerinden gerçekleştirilmektedir. İki ihale türünün de birbirine
göre avantaj ve dezavantajları söz konusudur. Tek fiyat ihalesinde, bilgi
toplamının maliyeti daha az olup daha fazla katılım sağlanabilir. Çoklu
fiyat ihalesinde ise daha yoğun bir rekabet söz konusu olup satıcı
açısından daha düşük bir maliyet söz konusu olabilir. Ancak, tüm
bunlar piyasanın yapısına ve o günkü koşuluna bağlıdır.

İkincil Piyasa
(Secondary Market): Kıymetlerin ilk ihraçları sonrası işlem gördükleri
piyasaları ifade eder. Örneğin, T.C. Hazine Müşteşarlığı tarafından ihraç
edilen borçlanma senetlerinin ihraç sonrası alınıp-satıldığı İstanbul
Menkul Kıymetler Borsası, Tahvil Bono Piyasası ikincil piyasaya bir
örnektir.

K
Kesin Alış:
Bir menkul kıymetin doğrudan alımıdır. Merkez Bankası tarafından
yürütülen Açık Piyasa İşlemleri çerçevesinde, para politikası uygulamasına
yönelik olarak, piyasada kalıcı bir likidite (para) eksikliğinin olduğu
düşünüldüğü durumlarda, Merkez Bankasının piyasadan kendi porftöyü için
menkul kıymet almasını ve karşılığında sisteme para vermesini ifade
eder.

Kesin Satış:
Bir menkul kıymetin doğrudan satımıdır. Merkez Bankası tarafından
yürütülen Açık Piyasa İşlemleri çerçevesinde, para politikası uygulamasına
yönelik olarak, piyasada kalıcı bir likidite (para) fazlasının olduğu
düşünüldüğü durumlarda, Merkez Bankasının piyasaya kendi portföyünden
menkul kıymet satmasını, karşılığında sistemden fazla parayı kesin olarak
(bir daha geri verilmemek üzere) çekmesini ifade eder.

Konsolidasyon:
Bir borcun borçlusu tarafından ödenmeyip zorunlu veya gönüllü olarak
vade, faiz, tür ve benzeri yönlerden yeniden yapılandırılmasını ifade
eder.

Kuponlu
İhraçlar: Bir menkul kıymetin dönemsel olarak faiz ödemesini ifade
eder. Örneğin, 100.000 TL nominal değerli, 3 ayda bir % 15 kupon faizi
ödemeli 1 yıl vadeli bir menkul kıymetin, yatırımcısına 3 ayda bir 15.000
TL lik faiz (kupon) ödemesi yapılması, 1 yıl sonunda ise anaparasının,
100.000 TL’nin ödenmesi söz konusudur.

LIBID
(London Interbank Bid Rate): Londra Bankalararası Para Piyasasında,
kredibilitesi yüksek bankaların birbirlerinden ABD doları üzerinden
mevduat kabul etme işlemlerinde uyguladıkları faiz
oranıdır.

LIBOR (London
Interbank Offered Rate): Londra Bankalararası Para Piyasasında,
kredibilitesi yüksek bankaların birbirlerine ABD doları üzerinden borç
verme işlemlerinde uyguladıkları faiz oranıdır. Londra saati ile 11:00' de
sabitlenen bu oran piyasalar tarafından referans faizi olarak
kullanılmaktadır.

Likidite:
Döviz, menkul kıymet, gayrimenkul gibi herhangi bir aktifin kısa
sürede ve sorunsuz bir şekilde (değer kaybına uğramadan) nakde
çevrilebilmesini ifade eder.

M
Maliye Politikası
(Fiscal Policy): Hükümetlerin, istihdam, büyüme ve enflasyon gibi
belli amaçları gerçekleştirebilmek amacıyla gelir toplama (vergilendirme)
ve harcama yapma yöntemlerini şekillendirmeleridir.

Merkez Bankası
Bağımsızlığı: Kavramsal olarak merkez bankalarının kararlarında
dış faktörlerden (çoğunlukla politik) etkilenmeden, kendi öngördükleri
para politikası araçlarını serbestçe kullanabilmelerini ifade eder.
Bağımsızlık kavramının içeriği ve kapsamı son derece geniş olup,
tanımlanması zordur. Bu kavramı sayısallaştırmak, bağımsızlığı ölçmek
amacı ile, yasal bağımsızlığı temsil eden Merkez Bankası Kanunu (hedefleri
ve araçları kimin saptadığı, diğer kamu kurumları ile ne türden bir
ilişkiye sahip olunduğu, başkanın seçilme ve görevden alınma süreçleri
vs), ile uygulamadaki bağımsızlığı temsil ettiği düşünülen, o ülkedeki
kurumsal ve kültürel yapı ile kişisel faktörler kullanılmaktadır. Enflasyonla Merkez Bankası
bağımsızlığı arasında gözlemlenen yakın ilişki bu kavramın önemini
artırmıştır.

Merkez Bankası
Müdahalesi: Merkez Bankalarının kısa ve uzun dönemli para politikaları
amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik olarak piyasalarda alım-satım
yapmalarıdır. Müdahale ile müdahale edilen, döviz ve faiz gibi
değişkenlerin piyasa fiyatlarının politika öngörülerindeki düzeylere
düşürülmesi/yükseltilmesi hedeflenir. Müdahale yöntemleri farklılık
gösterebilir. Merkez Bankaları taraf olup kendilerini göstererek doğrudan
ve açık olarak müdahale edebilecekleri gibi dolaylı olarak da müdahale
edebilirler. Benzer şekilde, Merkez Bankası müdahaleleri zaman ve miktar
açısından önceden
bildirilebileceği gibi, herhangi bir bildirimde bulunulmaksızın da
gerçekleştirilebilir. Müdahaleyi gerektiren durumlar, uygulanmakta olan
para politikası hedefleri çerçevesinde şekillenir.

Morotoryum:
Borçlanıcının, ödeme gücünü kaybetmesi
nedeniyle borçlarının tümünü veya bir kısmını ödeyemeyeceğini ilan
etmesidir. Genelde borçlu ve alıcı arasında borcun yeniden
yapılandırılması ile sonuçlanır.

N
NASDAQ
(National Association of Securities Dealers Automated
Quotations): Tezgah üstü piyasalarda
(resmi bir düzenleyicisi olmayan) işlem gören menkul kıymetler için
alım-satım fiyatlarının gösterildiği otomatik bilgi ağı
.

Net Bugünkü
Değer (Present Value): Bir yatırımın yatırım dönemi boyunca sağladığı
getirinin piyasa faizi veya kendi faizi ile iskonto edilmesi, bugüne
indirgenmesi sonucu ulaşılan değerdir.

Nominal Değer
(Par Value, Face Value): Bir kıymetin üzerinde yazan değerdir.
Örneğin, T.C. Hazine Müşteşarlığı tarafından çıkarılan her bir devlet iç
borçlanma senedinin nominal değeri, üzerinde fiilen yazan değer olan
100.000 TL dir. Benzer şekilde 1.000.000 Türk Lirasının nominal değeri
üzerinde yazan değer olan 1.000.000’ dur.

O - Ö
Operasyonel Bütçe Dengesi: Faiz hariç ve
dahil bütçe dengesini gösteren geleneksel tanımların, özellikle ekonomik
istikrara sahip olmayan ülkelerde açığın etkilerini tam olarak
yansıtmadığı düşüncesi ile oluşturulmuş bir kavramdır. Esas olarak bütçe
açığının önemi açığın ekonomideki toplam büyüklükler (toplam talep, toplam
arz) üzerinde yarattığı etkiden kaynaklanmaktadır. Operasyonel bütçe açığı
kavramı, toplam talep üzerinde etkili olan açığın, bütçe dönemi içerisinde
ödenen faiz ödemelerinin reel kısmı olduğunu, nominal kısmın, toplam talep
üzerinde etkili olmadığı varsayımından hareket eder. Bu çerçevede nominal
faiz ödemeleri, faiz ödemesini elde eden birimler tarafından dönem
başındaki servetlerinin reel değerinin amortismanında (korunmasında)
kullanılmakta ve aynı amaçla yeniden yatırıma tabi tutulmakta, dolayısıyla
tüketim harcamalarına yönelmemekte ve toplam talep üzerinde bu anlamı ile
etkili olmamaktadır. Dolayısıyla, talep artışı sadece reel faiz
ödemelerinden kaynaklanmakta ve operasyonel bütçe açığı bu anlamı ile
açığı ifade etmektedir.

Opsiyon (Option):
Belirli bir kıymeti, önceden belli bir vade ve fiyattan alma-satma
hakkı veren kontratlardır. Kontratı elinde tutan kontrata konu olan
kıymeti alma (call-option) veya satma (put-option) hakkına sahip olurken,
kontrattan kaynaklanan herhangi bir yükümlülüğü yoktur. Kontratı satan
(yazan) taraf ise vadede kontratı elinde tutan tarafın, kontrata konu olan
kıymeti kontrat şartları içerisinde almak-satmak istemesi halinde,
sözleşme hükümlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Opsiyonu satan (yazan)
taraflar bu işlem karşılığı prim geliri elde etmektedirler. Belirsizliğin
(volatilitenin) yüksek olduğu piyasalarda, kontrat karşılığı prim
talepleri çok yüksek boyutlara ulaşabilmektedir.

P
Para Kurulu
(Currency Board): Döviz kuru rejimlerinden biridir. Bu tür bir
uygulamada, ulusal paranın değeri yabancı bir para birimine veya yabancı
para birimlerinden oluşan bir sepete karşı sabitlenir. Para politikası
uygulaması açısından bakıldığında parasal tabanın sadece yabancı para
karşılığında yapılan işlemlerle değişmesine izin verir. Diğer bir deyişle,
merkez bankasına önceden belirlenmiş sabit bir kurdan döviz satıldığı
zaman para miktarı artar, merkez bankasından döviz alındığı zaman
azalır.

Para Piyasası:
Kısa vadeli (uluslararası piyasalar için 90 gün ve daha az), yüksek
likiditeye sahip finansal enstrümanların işlem
gördüğü piyasalardır.

Para
Politikası: Ekonomik büyüme, istihdam artışı ve fiyat istikrarı gibi
hedeflere ulaşabilmek için paranın elde edilebilirliğini ve maliyetini
etkilemeye yönelik olarak alınan kararları ifade eder. Uygulanmasından
sorumlu kuruluşlar merkez bankalarıdır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Kanununda, Bankanın temel amacının fiyat istikrarı olduğu ifade
edilmiştir.

Para
Politikası Kurulu - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (Monetary Policy
Committee): Fiyat istikrarını sağlamak amacıyla para politikası ilke
ve stratejilerinin ve bu stratejiler çerçevesinde Hükümet ile birlikte
enflasyon hedefinin belirlemesi, Türk Lirasının iç ve dış değerini korumak
için gerekli tedbirlerin alınması ve yabancı paralar ile altın
karşısındaki muadeletini tesbit etmeye yönelik kur rejiminin, yine Hükümet
ile birlikte belirlenmesi ile görevli ve yetkili olarak Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası bünyesinde oluşturulmuş bir kuruldur. Para Politikası Kurulu, Başkan
(Guvernör)ın başkanlığı altında, Başkan (Guvernör) Yardımcıları, Banka
Meclisince üyeleri arasından seçilecek bir üye ve Başkan (Guvernör)ın
önerisi üzerine müşterek kararla atanacak bir üyeden oluşur. Hazine
Müsteşarı veya belirleyeceği Müsteşar Yardımcısı toplantılara oy hakkı
olmaksızın katılabilir.

Paranın Dolaşım
Hızı (Velocity): Bir birim paranın kaç birim mal veya hizmetin el
değiştirmesine imkan sağladığını gösterir. GSMH / Para Stoğu ile ifade
edilir.

Parasal Aktarım
Mekanizması (Monetary Transmission Mechanism): Para politikası
kararlarının üretim, tüketim, istihdam gibi reel ekonomik aktiviteleri
ekonominin kendi dinamikleri aracılığı ile etkilemesini sağlayan
mekanizmadır. Örneğin, Merkez Bankasının kısa vadeli faizleri
değiştirerek, enflasyon beklentileri, piyasa faiz oranları, vade yapısı,
para - kredi büyüklükleri ile aktif fiyatlarını etkilemesi ve belli bir
süre sonra bu değişmelerin reel büyüklükler üzerinde etkili olması bu
mekanizmanın çalışma biçimini oluşturur. Ancak, böyle bir mekanizmanın net
olarak tespit edilmesi, davranışsal bir takım tanımlamalar da
gerektirdiğinden, oldukça zordur.

Piyasa
Yapıcılığı Sistemi (Primary Dealer): Birincil piyasa işlemlerinde
etkinliği artırmak, ikincil piyasaların işleyişini kolaylaştırmak amacı
ile, hazine veya merkez bankalarının, borçlanma senedi ihracı (ihale),
döviz müdahalesi türü işlemlerinde sadece belli kriterlere göre seçtiği
banka ve diğer bazı kuruluşları taraf kabul ettiği bir sistemdir. Piyasa
yapıcısı adı altında seçilen kuruluşlar, ikincil piyasalarda aralıksız
işlem yapmak, kotasyon vermek, bir ihracın belli bir miktarını satın almak
gibi yükümlülüklere sahiptir.

Portföy
Teorileri: Çeşitli risk ve getiri yaklaşımları altında portföy
oluşumlarını inceler. Portföy oluşumu ve yönetime ilişkin, risk-getiri
yaklaşımı altında portföyde yer alacak kıymetlerin seçim sürecinin nasıl
ve hangi kriterlere göre yapılacağına ilişkin ilk teorik çalışma 1952
yılında “portfolio selection” adı altında Harry Markowitz tarafından
yapılmıştır (Bu ve sonraki çalışmaları ile 1990 yılında Nobel Ekonomi
ödülünü bu konunun diğer teorisyenleri ile paylaşmıştır). Teorik yapı,
Markowitz Modeli, 1963 yılında William Sharpe’ın (1990 nobel ödüllü diğer
teorisyen) “Single Index Model” adı altında geliştirdiği model ile
basitleştirilmiş, bir anlamda hesaplama güçlüklerinden arındırılarak daha
uygulamaya yönelik bir hale getirilmiştir. Teorik yapının gelişme süreci,
1964 yılında Sharp, 1965 yılında Linther, 1966 yılında Mossin’ in ayrı
ayrı geliştirdikleri “Capital Assets Pricing” model adlı çalışmalar ile
devam etmiştir. 1967 yılında Steve Ross bu teori ile bağlantılı olarak
“Arbitrage Price Theory” adı altında yeni bir yaklaşım oluşturmuştur. Bu
tür teorik çalışmalar, optimal portföy yönetimi altında yoğun bir biçimde
kullanılmaktadır.

Pozisyon
Fazlası (Long Position): Döviz, menkul kıymet veya herhangi bir
finansal enstrumanda sahip olunan net fazla pozisyonu ifade eder. Örneğin,
10 milyon ABD doları nakit pozisyon fazlasına sahip olmak, bir
portföyde net olarak (nakit ABD doları borçları düşüldükten sonra) 10
milyon ABD doları nakde sahip olmak anlamındadır. Diğer bir deyişle bir
kıymetteki fazla sahipliği ifade eder.

Put Option:
Satma hakkını ifade eder. Elinde opsiyon
kontratını bulunduran tarafa, opsiyona konu olan kıymeti yine opsiyonda
belirtilen şartlarda satma hakkını verir ancak bir yükümlülük getirmez.
Piyasa koşullarına bağlı olarak opsiyonu elinde bulunduran taraf opsiyonu
kullanmayabilir. Opsiyonun kullanılması “exercise” edilmesi olarak ifade
edilir. Opsiyonu satan taraf ise, alan tarafın opsiyonu kullanmak istemesi
durumunda kontrat şatlarını yerine getirmekle
yükümlüdür.

R
Reel Faiz
Oranı (Real Interest Rate): Nominal faizin enflasyondan arındırılmış
halidir. Teknik olarak, nominal faiz oranından, beklenen enflasyon
oranının çıkarılması ile bulunur. Örneğin, faiz oranı % 70, beklenen
enflasyon oranı % 60 ise, reel faiz oranı % 10’ dur.

Reeskont:
İskonto edilmiş, diğer bir deyişle bir bedel karşılığı (iskonto) el
değiştirmiş olan kıymetlerin yeniden bir bedel karşılığı (re-iskonto) el
değiştirmesini ifade eder. Merkez bankalarının, şartlarını kendileri
belirlemek şartı ile çeşitli senetleri iskontoya tabi tutarak
(re-iskonto), reeskont penceresi adı altında para politikası
uygulamalarında kullandıkları bir araçtır.

Repo (Repurchase
Agreement): Bir kıymetin belli bir tarihte, belli bir orandan geri
satım vaadi ile alımını ifade eder. İşleme konu olan kıymet ödünç verilen
para için teminat niteliğindedir. Merkez bankası açısından repo işlemi
Açık Piyasa İşlemleri çerçevesinde, piyasaya, işlem vadesi süresince,
repoya tabi kıymetler karşılığında geçici olarak para verilmesini ifade
eder.

Revalüasyon: Ulusal paranın yabancı paralar
karşısındaki değerinin artmasını ifade eder. Örneğin, Türk Lirasının ABD
doları karşısındaki değerininin 1.300.000 TL’den 1.200.000 TL’ ye
yükselmesi (ABD dolarının değer kaybetmesi), TL’ nin 100.000 Lira değer
kazanması anlamındadır.

Reverse Repo
(Reverse Repurchase Agreement): Bir kıymetin belli bir tarihte, belli
bir orandan geri alım vaadi ile satımını ifade eder. Merkez bankası
açısından reverse repo işlemi Açık Piyasa İşlemleri çerçevesinde,
piyasadan, işlem vadesi süresince, verilen kıymetler karşılığında geçici
olarak para çekilmesini ifade eder.

Risk-Getiri:
Bir yatırımın öngörülen getirisi karşılığında mevcut riskini ifade
eder. Risk genelde yatırımın geçmiş getirilerinin standart sapması
(historical volatility) ile ifade edilir. Yatırımdan beklenen getiri ise
(expected return), geçmiş getirilerinin ortalamasıdır. Belli bir risk
karşılığında elde edilebilecek maksimum getirilerin oluşturduğu
risk-getiri eğrisine “efficient frontier” adı verilip, özellikle
karşılaştırma, ölçüt (benchmark) amaçlı kullanımı söz konusudur. Vadesine
kadar elde tutulduğunda getirisi kesin olan tahvil-bono türü yatırımlar bu
tür analizlerde genelde risksiz yatırım olarak kabul edilirler. Ancak bu
tür kıymetler üzerinde vadesinden önce işlem yapılması söz konusu ise
benzer piyasa riskleri (faiz, kur) söz konusudur.

Riskten
Kaçınma (Risk Averse), Risk Alma (Risk Lover), Risk Neutral: Bir
yatırımcının risk karşısında takındığı tavırları ifade etmekte kullanılan
kavramlardır. “Risk averse” bir yatırımcı riskli bir portföyü ancak
riskini karşılayacak garanti bir prim karşılığı kabul eden, “risk lover”
bir yatırımcı yüksek bir riske rağmen bir prim talep etmeksizin garanti
bir düşük getiriye razı olan, “risk neutral” bir yatırımcı ise riskle değil
yatırımın getirisi ile ilgili olan yatırımcı türünü ifade eder.

S
Sabit Kur
Sistemi (Fixed Exchange Rate System): Ulusal bir paranın yabancı bir
para veya paralardan oluşan bir sepet değerine sabitlendiği ve bu değerin
sürmesinin para otoritesi tarafından bazen açık bazen de zımni olarak
garanti edildiği sistemlerdir. Ulusal paranın değeri önceden
belirlendiğinden o andaki arz talep koşullarını yansıtmaz.

Saklama Hizmeti
(Custodian Service): Tahvil, bono, altın ve benzeri kıymetlerin sahip
olan kişi veya kurum adına bir sözleşme çerçevesinde saklanması hizmetidir
(safe keeping). Türkiye’de menkul kıymetlere yönelik olarak müşteri
bazında bu tür bir hizmet “Takasbank” tarafından
verilmektedir.

Samurai Bonds:
Yabancılar tarafından, Japonya’da, Japon Yeni üzerinden yapılan menkul
kıymet ihraçlarıdır. Çoğunlukla 5 yıl ve üzeri vadede yapılan ihraçlardır.
İlk ihraç 1970 yılında Asya Kalkınma Bankası tarafından
yapılmıştır.

Satış (Ask, Offer):
Piyasa katılımcılarının, piyasada işlem gören değerleri (döviz, menkul
kıymet gibi) satmaya istekli
oldukları fiyattır.

Senyoraj "Beylik
Hakkı" (Seniorage): Para
basma yetkisini elinde tutan kurumun, bu yetkisi dolayısıyla para basarak
elde ettiği reel gelirdir. Para stoğundaki değişimin fiyatlar genel
seviyesine oranı ile ifade
edilir. Enflasyonun sadece para miktarındaki artışından kaynaklanması
durumunda, senyoraj ve enflasyon vergisi birbirine eşit olur.
Sermaye
Piyasası (Capital Market): Bir yıldan uzun vadeli yatırım araçlarının
ihraç edildiği ve işlem gördüğü piyasalardır.
Son Kredi
Mercii (Lender of Last Resort): Merkez bankalarının, para otoritesi
olma sıfatları ve finansal istikrarı sağlama yükümlülükleri nedeniyle,
sistemde ortaya çıkan fon açıklarının piyasadan karşılanamaması halinde,
son başvuru mercii merkez bankasına başvurup, bu ad altında düzenlenmiş
imkanlardan faydalanmasını ifade eden bir kavramdır.

Spot Valör: Mali piyasalarda
gerçekleştirilen bir işleme bağlı ödemelerin işlemin yapıldığı günü takip
eden iki iş günü sonrasında gerçekleştirilmesidir.Spot valörle yapılan bir
işlem, örneğin Pazartesi günü gerçekleşmiş ise ödemeler Çarşamba günü
yapılmaktadır. Diğer bir deyişle spot valör, paranın kullanıma hazır
olacağı tarihi ifade eder. İşlem tarihi ile kullanım tarihi arasındaki
fark, mesajların hazırlanması, kontrollerin yapılması, fonların temini
gibi işlemlerin belli bir zaman gerektirmesindendir.
STRIP (Separate
Trading of Registered Interest and Principal of Securities): Kuponlu
bir menkul kıymetin anaparası ve kuponlarının ayrı ayrı işlem görebilmesi
amacı ile ayrıştırılmasını ifade eder. Amaç, özellikle uzun vadeli kuponlu
ihraçların yatırımcı açısından kullanım alanını genişletmek ve bu tür
ihraçların talebini artırmaktır. T.C. Hazinesi tarafından bu amaçla bazı
değişken faizli kuponlu ihraçların anapara ve kuponları
ayrıştırılmıştır.
Süre (Duration):
Sabit getirili, kupon ödemeli bir menkul kıymetin, anapara ve
kupon ödemelerinin net bugünkü değerlerinin, kupon ödeme dönemleri ile
ağırlıklandırılarak bulunan vadesidir. İskontolu, kupon ödemesi olmayan
kıymetlerde, duration, kıymetin vadeye kalan süresine eşittir. Risk ölçümü
açısından, menkul kıymetin piyasa faizine olan duyarlılığını ölçer. Düşük
kupon ödemeli, uzun vadeli kıymetlerin süresi (duration) daha uzun, diğer
bir deyişle, faiz riski daha fazladır. Farklı vade ve kuponlu yatırım
araçları ile bu tür mali araçlardan oluşan portföylerin birbirlerine
göre hangi oranda faiz riski ile karşı karşıya olduklarının
karşılaştırılmasında kullanılır. Efektif vade olarak da
adlandırılır.
T
Tahvil: İhraç
vadesi 1 yıldan uzun menkul kıymetlerdir.
Teknik Analiz:
Fiyat, hacim gibi göstergelerden hareketle, geçmiş dönem piyasa
hareketlerinin analiz edilerek bu yolla geleceğe yönelik olarak fiyat
tahminleri yapılmasıdır. Bu amaçla, çeşitli grafik oluşumlarından ve
istatistiksel metodlardan faydalanılır. Grafikler üzerinde geçmiş fiyat
hareketleri nedeniyle ortaya çıkan oluşumların gelecek için gösterge
oluşturduğu, dolayısıyla bu tür oluşumların alım-satım için gösterge
olarak kullanılabileceği varsayımına dayanır. Bu tür analizler, örneğin,
geçmişte gerçekleşen en düşük fiyatların, diğer bir deyişle fiyatların
döndüğü, yükselmeye başladığı noktaların “destek noktası” olduğu,
dolayısıyla alım için bu noktaların beklenmesi (kriter olması)
gerektiğini, yine geçmişte gerçekleşen en yüksek fiyatların “direnç”
noktası olduğunu ve satım için dikkate alınması gerektiğini
öngörür.
Tezgah Üstü Piyasalar
(Over the Counter "OTC"): Organize olmayan, belli bir yapı altında
toplanmayan piyasalardır. İşlemler taraflar arasında karşılıklı anlaşma
yoluyla gerçekleştirilir.

Türev Ürünler
(Derivative Products): Getirisi başka bir kıymetin getirisine
bağlanmış, diğer bir deyişle başka bir kıymetin getirisinden türetilmiş
mali araçlardır. Futures ve Opsiyon sözleşmeleri bu enstrümanlara
örnektir. Bu tür enstrümanlar, döviz, faiz, altın gibi her türlü ürün
üzerine yazılabilir. Böyle bir durumda, örneğin döviz üzerine yazılan bir
opsiyon kontratında, opsiyon kontratının getirisi üzerine yazıldığı
dövizin piyasadaki hareketine bağlı olacaktır.
U-Ü
Üçüncül
Piyasa: Tezgahüstü piyasalarda (OTC) yapılan işlemler, üçüncül piyasa
işlemi olarak adlandırılır.

V
Vadeli
İşlemler: Spot (iki iş
günü) işlem tarihini aşan ileri bir tarihte teslimi söz konusu olacak bir
kıymetin (döviz, faiz, mal) vadesi, miktarı ve fiyatının bugünden
belirlenerek sözleşmeye bağlandığı işlemlerdir. Forward, future ve
opsiyonlar bu tür işlemlere örnektir.
Vadeye Kadar
Getiri (Effective Rate of Return): Bir menkul kıymetin vadesine kadar
tutulması sonucu elde edilecek getiriyi ifade eder. “Effective rate of
return” olarak da adlandırılır.

Valör (Value
Date): Üzerinde anlaşma sağlanan bir işlemin, fiilen yerine
getirileceği örneğin, karşılıklı olarak hesaplara alacak ve borç
kaydedileceği tarihtir. Benzer şekilde bir fonun, örneğin mevduatın sahibi
tarafından fiilen kullanılabileceği tarihi ifade eder.
Value at Risk
(VaR): Döviz, menkul kıymet ve benzeri yatırım araçlarının ya da
bunlardan oluşan bir portföyün içerdiği piyasa riskinin ölçülmesi amacı
ile kullanılan istatistiksel bir yöntemdir. Bu tür bir ölçümle, piyasa
riski olarak adlandırılan, kur ve faiz riskinin yatırımın mevcut değerini
çeşitli olasılık değerlerine ve süreye bağlı olarak ne ölçüde
etkileyebileceği bulunmaya çalışılmaktadır. Diğer bir deyişle bir
yatırımın, yatırım değeri cinsinden karşı karşıya olduğu riski ölçer.
Örneğin 10.000.000 USD tutarında bir yatırım için 1.000.000 USD’ lik VaR
değeri, belli bir dönemde, örneğin 1 haftada, bu yatırımın olasılık
değerine, örneğin % 1 olasılık, bağlı olarak karşı karşıya olduğu risk’in
parasal değerini ifade eder. Portföyde ortaya çıkabilecek kaybın
tahminidir. Geçmiş veya örneğin opsiyon fiyatlarından ulaşılan “implied”
volatilite üzerinden yapılan hesaplamalara dayanır. Dolayısıyla tahmin
yöntemlerine ilişkin, geçmiş geleceği ne kadar tahmin eder gibi kısıtlar
bu yöntem içinde geçerlidir. Yönteme ilişkin metodolojik, örneğin ölçüme
konu olan değerin getirisinin normal dağıldığı varsayımı, kısıtlar da söz
konusudur. Sermaye yeterliliklerinde, sermayenin piyasa koşulları
nedeniyle risk altında olan kısmı ile ilgili olarak, BIS tarafından
bankaların uyması gereken bir ölçüt olarak da kullanımı
mevcuttur.

Verim Eğrisi (Yield
Curve): Belli bir anda bir yatırım aracının çeşitli vadeleri ile bu
vadelerdeki getirileri arasındaki ilişkinin grafiksel ifadesidir. Dikey
eksende verim (yield), yatay eksende ise vadeler yer alır. Pozitif eğimli
(normal) verim eğrisi, negatif eğimli (inverted) verim eğrisi, düz verim
eğrisi ve orta vadelerde yüksek verimi ifade eden (bell shape) verim
eğrileri olarak sınıflandırılırlar. Eğrinin zaman içindeki hareketleri;
dikleşmesi, “steeping” (pozitif eğimli bir eğri söz konusu ise eğrinin
orijine uzak kısmının yükselmesi, yakın kısmının düşmesi, eğimin artması),
düzleşmesi, “flattening” (pozitif eğimli verim eğrilerinde orijine uzak
kısmın düşmesi, yakın kısmın yükselmesi, eğimin azalması) ve eğrinin
şeklinin değişmeden yukarı aşağı hareket etmesi, “paralel shift” olarak
adlandırılır. Eğrinin eğiminin artması, uzun vadede faizlerin
(enflasyonun) yükseleceği beklentisini yansıtır. Eğimin azalması, diğer
bir deyişle pozitif eğimli bir verim eğrisinin düzleşmesi (orijine yakın
tarafın yükselip, uzak tarafın düşmesi) ise, yatırımcıların ileride
faizlerin düşeceği beklentisi ile mevcut faiz oranlarından daha uzun süre
faydalanmak için uzun vadeye yönelmelerini, dolayısıyla artan talep ile bu
vadede verimin düşmesini, fon talep edenlerin de ileride daha düşük faiz
oranlarından borçlanma imkanı doğacağı beklentisi ile kısa vadeyi tercih
etmelerini, dolayısıyla arz fazlası nedeniyle verimin artmasını ifade
eder.

Volatilite
(Volatility): Bir kıymetin fiyatındaki değişkenliğin ifadesidir.
Çoğunlukla standart sapma ile ölçülür. Yüksek bir volatilite artan bir
belirsizliğin göstergesidir.

|