|
|
05.05.2007 |
Hafta sonu için bir kara mizah... Türkiye'de muhtıralar iktidarlara karşı verilmiştir. Bir kere de muhalefete "Birleşin" diye verilse... O zaman belki şu "muhtıra" kelimesi, Türkiye siyaset literatüründen silinebilir. Solun birleşmesi için "nafile" çağrılar, bakın hangi dramatik noktaya dayandı... 22 Temmuz'da seçim sandıkları kurulduğunda AKP, bir olasılıkla gene tek başına iktidar olabilir. En azından 1. parti olacağı görünüyor. Tabii... Demokrasilerde 24 saat bile çok uzun süre. Seçimlere kadar çok şey değişebilir... Ancak bugünkü görünüşte AKP hâlâ en büyük. Buna karşılık... "merkez sol" ve "merkez sağ" bölük pörçük. Sadece MHP, tabanında sağlam duruyor ve genişliyor. Bu durumda AKP'nin yanı sıra CHP ve MHP'nin Meclis'e gireceği görünmekte. DYP ise kamuoyu araştırmalarına göre hâlâ yüzde 10 barajının az farkla altında. Eğer ANAP'la tam anlaşılmayan seçim ittifakında bütünleşirse, o da yüzde 10'un üzerine çıkabilir. Bu durumda oluşacak Meclis aritmetiği, AKP'nin pek de yüzünü güldürmez. Fakat... Gene de "başrolü" oynar.
Silahsız kuvvetler muhtırası Peki CHP, DSP ve diğer sol partilerle bir seçim ittifakıyla sandıklara giderse?.. O zaman bugünkü siyaset manzaraları "tersyüz" olabilir. Yani... Cumhurbaşkanı, AKP zihniyetinin tam karşıtı olan Sezer, iktidar ise AKP iken, cumhurbaşkanı -bir olasılıkla- AKP'li ama AKP ipoteğinde olamayan bir hükümet. Demokrasi içinde tükenmeyen çözümlerden biri mi?.. "Silahsız kuvvetlerin muhtırası" böyle bir görüntüyü hedefliyor. Tandoğan'dan, Çağlayan'dan laik insan selleri, silahsız kuvvetlerin muhtırasını verdi. Bugün de Manisa mitinginde olacağım. Ege, Türkiye siyasetinin "gala" öncesi "kostümlü son provası"dır. Manisa, Çanakkale, İzmir mitingleri, 22 Temmuz'un sismik verileri olarak kayda geçirilmeli. Bu sarsıntılar, sol ve sağda seçim ittifakları için yeni siyaset coğrafyaları yaratmalı.
ÇANKAYA'YA İSTİM SONRADAN Adalet Bakanı Cemil Çiçek, seçim kararı ve cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi bağlamında açıklama yaparken, ılımlı, uygar, demokratik bir üslup orta koydu. Onun, hükümet sözcülüğü iyi bir seçim olmuştu. Ne var ki... Aynı Cemil Çiçek'in "Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilir, yetkileri daha sonra düzenlenir" söylemi, onun yıllardır çizdiği siyaset imajı adına gerçek bir üzücüdür. Türkiye, en çok bu "istimi sonradan gelsin" geleneğinden çekti. Bu "Önce çatıyı çatalım, temelini sonra atarız" zihniyetidir. Çatı çöktüğünde yanlışlık anlaşılır ama çok geç. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, bir kabuktur. Özden yoksun olursa, siyaset tiyatrosunda Federico Garcia Lorca'nın "Ağaçlar Ayakta Ölür" yapıtı sahneye konur. Çökerken perde kapanır.
RAYDAN ÇIKMAK AKP hükümetinin henüz "cicim" aylarıydı. Taşıyıcı rayların hesabı iyi yapılmadan İstanbul-Ankara treninin lokomotifinde gaz köklendi. Tren raydan çıktı. AKP hükümetinin son aylarında da sistemin tahammül hesapları iyi yapılamadı. Cumhurbaşkanı seçiminde bir şeyler, hem de ciddi şeyler raydan çıktı. Ancak... Israr sürüyor. Tam "hasar kontrolü" yapılırken, bir kez daha siyasetin gaz pedalı kökleniyor, 84 yıllık sistemin değişimi için "boyacı sandığı" söylemini anımsatan Anayasa değişiklikleri dayatılıyor. Deve mi, kuş mu belli olmayan bir garip Çankaya modeli için, siyaset ve hukuk teorilerinin tümü bir yana itiliyor. Öyle bir "katar" ortaya çıkabilir ki hepimize "Binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete" demek kalır.
BOŞ VİTRİN Eğrisi doğrusuna denk geldi ve cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi mümkün oldu diyelim. AKP'nin adayı kim olacak? Gene Abdullah Gül mü... Yoksa "Sen şansını kullandın, artık başka aday lazım" mantığıyla cumhurbaşkanı adayı Erdoğan mı olacak? Bu satırların yazarının kişisel görüşü elbette Abdullah Gül'ün halkın seçiminde de AKP adayı olması gereğidir. Fakat... Kendi amaçlarına "ısmarlama" elbise gibi oturan bu yeni seçim sisteminin mimarı Erdoğan da öne çıkabilir. Peki... Karşısındaki aday? Bu sorunun cevabı; bir boşluk... İşte dram. |
| |
| |
|
|
Doviz Kurları |
1 EUR : 2,133 YTL
1 USD : 1,703 YTL |
|
|