|
|
29.06.2007 |
Çok uzun süredir açık veren Türk kamu maliyesinin 2006 yılı sonunda dengeye doğru gitmesindeki en önemli neden IMF´nin 2000 yılından bu yana programın temel direği haline getirdiği yüzde 6.5 oranındaki faiz dışı fazla hedefidir. Bu hedefi sürekli yakalayan hatta bazen geçen Türkiye´nin bu hedefle birlikte kamu maliyesini disipline ettiği ve bütçe açığını düşürdüğü biliniyor. Bu hedef siyasetçilerin sevdiği bir hedef değil. Zorunluluktan uygulanıyor. Zaman zaman iktidar siyasetçilerinin bu hedefe yönelik eleştirilerde bulunmalarının yanı sıra seçime gidilirken muhalefet siyasetçilerinin de bu hedef hakkında ağır eleştiriler yaptıklarını biliyoruz. Hatta bazı siyasal partiler faiz dışı fazla hedefini düşürerek bazı projeler için kaynak yaratacağını açıklamış bulunuyor. Oysa burada her zaman dediğimiz gibi asıl olan faiz dışı fazla değil bütçe dengesidir. Bütçe dengesinin hâlâ açık olduğu bir ekonomide faiz dışı fazlayı azaltarak kaynak yaratmak mümkün değildir. Tam tersine, kaynak yaratmak için faiz dışı fazlayı artırmak gerekir. Şimdilerde konu siyasetçilerden iktisatçılara da yayılmaya başladı. Asaf Savaş Akat, Vatan´daki köşesinde yüzde 6.5 oranındaki faiz dışı fazlanın artık gereksiz olduğunu, kamu borç yükü yüzde 60´lara indiğine göre bundan böyle yüzde 3 oranındaki bir faiz dışı fazlanın yeterli olacağını, buradan yaratılacak imkânla mazot fiyatının düşürülebileceğini öne sürüyor. Tarım kesiminin oylarına göz diken bütün siyasetçilerin diline doladığı mazot fiyatını düşürme teorisi Asaf hocayı da büyülemiş anlaşılan. O da faiz dışı fazlanın düşürülmesi gerekliliğini öne sürüyor. Gerçekten de böyle mi? Yani acaba mali disiplin biraz fazla mı sıkı? 2007 yılı bütçesine ilişkin tahminler ve ilk beş aya ilişkin gerçekleşen sonuçlar bütçe giderlerinin bütçe gelirlerinden fazla olduğunu, yani bütçenin açık verdiğini buna karşılık bütçe gelirleriyle faiz dışı giderler arasındaki ilişkiyi gösteren faiz dışı dengenin fazla verdiğini gösteriyor. Yani bütçe giderleri, bütçe gelirlerinin üzerinde kalmaya devam ediyor. İlk beş ayda bütçe açığının düşük kalmasının nedeni 2007 toplamı için 30 milyar YTL olarak öngörülmüş bulunan vergi gelirleri dışındaki diğer gelirlerin 20.9 milyar YTL´sinin, yani üçte ikisinden fazlasının ilk beş ayda tahsil edilmiş olmasından kaynaklanıyor. Özelleştirme gelirlerinin ağırlıkta bulunduğu diğer gelirler tahsilatı da eğer vergi gelirleri kadar artmış olsaydı bütçe ilk beş ayda 3.3 değil 12.5 milyar YTL açık vermiş olurdu. İlk beş ayda faiz dışı giderler geçen yılın ilk beş ayına göre yüzde 23 artarken, vergi gelirlerinin yüzde 8 artmış olması da bütçe açığını düşük gösteren şeyin geçici gelir kalemleri olduğu ortaya koyuyor. Türk bütçe sisteminde son yıllarda ortaya çıkan iyileşmenin özelleştirme gelirleri gibi ya da aynı konudan ikişer defa alınan vergiler gibi sürekli tekrarı pek de mümkün olmayan kalemlerden kaynaklandığı bilinen bir gerçek. Bilinen bir başka gerçek bütçenin süreklilik gösteren kalemlerini birbiriyle dengelemenin marifet olduğu. Sürekli tekrarı mümkün olmayan gelirlerle bile kapatmayı beceremediğimiz bütçe açığını bir yana koyup da faiz dışı fazlanın fazla olduğunu ve azaltılarak buradan yaratılacak kaynakla başka giderleri ya da gelir azalışlarını finanse etmeyi savunmak bence doğru değildir. Doğruluk bir yana bütçe açık verdiği sürece burada sözünü ettiğimiz kaynak gerçek değildir. Bütçe açık verdiği sürece faiz dışı fazlayı azaltarak yaratılacak kaynak diye bir şey yoktur. Tam tersine ya faiz dışı harcamalar artırılacağı ya da vergi gelirleri düşürüleceği için borçlanmak suretiyle kaynak kullanımı söz konusu olacak demektir. Kaynak yaratmanın yolu faiz dışı fazlayı azaltmaktan değil ne yazık ki artırmaktan geçiyor. Kamu maliyesinde mucizelere yer yok. Bu alandaki tek mucize toplumun yapacağı fedakârlıktır. Ve Türk toplumu o fedakârlığı 2001 sonrasında fazlasıyla yapmıştır. Kaynak yaratıyoruz diye o fedakârlığı başa sarmanın anlamı yok. |
| |
| |
|
|
Doviz Kurları |
1 EUR : 2,068 YTL
1 USD : 1,519 YTL |
|
|