|
|
03.07.2007 |
Basından izlediğimiz kadarıyla seçim ekonomisi, yetkililerin yalanlamalarına karşın, bütün hızıyla sürüyor. Bu adımları en fazla eleştiren Merkez Bankası. Çünkü hedef olarak belirlediği enflasyondan giderek uzaklaşıyor. Şimdiye kadar saptayabildiğimiz seçim ekonomisi adımlarının en önemlileri şunlar: (1) 220 bin geçici kamu işçisinin kadroya alınması. (2) Turizm ve gıda ürünlerinde 10 puanlık KDV indirimine gidilmesi. (3) Buğday alım fiyatlarına yüzde 13 oranında zam yapılması. (4) Çiftçinin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Koopertatifleri´ne kredi borçlarının affı ve Ziraat Bankası´nca bazı alanlarda düşük faizli kredi uygulamasına geçilmesi. (5) Kamu kesimi işçilerine yüzde 10-35 arasında ücret zammı verilmesi. (6) Hazine´nin belediyelerden olan alacakları nedeniyle bütçeden belediyelere yapılan gelir aktarımlarına kesinti uygulamasının ertelenmesi. Bu gelişmelerin iki etkisi söz konusu: İlk olarak bunların bir bölümü merkezi yönetim bütçesi üzerinde yük oluşturacak. Bu yük, seçimden sonra görülebilir hale geleceği için bu düzenlemelerin bir anlamda ölçülüp biçilip uygulanmış olduğu izlenimini yaratıyor. İkinci olarak bu düzenlemeler (KDV indirimi dışında kalanları) enflasyonu yukarı itici etkiler yaratacak. KDV indiriminin enflasyonu bir miktar aşağı çekici etki yaratacağı için bu artışı biraz sınırlayacağını söylemek mümkün. Enflasyondaki artış etkisi de seçimden sonra görüleceği için o da ölçülüp biçilmiş izlenimi veriyor. Gerek bütçedeki bozulma, gerekse enflasyondaki sapma yılın ikinci yarısında, daha ağırlıklı olarak da son çeyrekte ortaya çıkacak. Yani seçimler yapılıp her şey bittikten sonra. Bu düzenlemeleri muhalefetin eleştirme şansı da pek yok. Çünkü bunlar görünürde muhalefetin de eleştirdiği alanlarda yapılmış düzeltmeleri hedefliyor. Oysa bu adımların hepsi seçim sonrası için birer saatli bomba niteliği taşıyor. Üstelik geçici işçilerin kadroya alınması, KDV indirimi ve enflasyondan yüksek ücret zammı gibi düzenlemeler bir daha geri alınması mümkün olmayan yeni temeller oluşturduğu için gelecek yılları da etkisi altına alacak bozulmalar yaratıyor. Bu yıl için yüzde 4 gibi iddialı bir enflasyon hedefi belirleyen Merkez Bankası, yapılan düzenlemelerin, yalnız bu yıl için değil gelecek yıllar için de tehlike yarattığını, hükümetle beraber belirledikleri hedefin savunulmasında giderek yalnız kaldığını, hükümetin asıl hedefinin seçimi kazanmak olduğunu, enflasyon hedefinin ikinci plana düştüğünü fark ediyor ve eleştiriyi artırıyor. Bir süre sonra enflasyonla mücadeleyi bozucu adımları atan hükümetin dönüp Merkez Bankası´nı enflasyon hedefini tutturamamakla suçladığını görürsek şaşırmayalım. Petrol fiyatlarının yükselmeyi sürdürdüğü, yani enflasyona dışsal negatif etkilerin de devam ettiğini dikkate alırsak gidişin ciddi bir sıkıntıya doğru yönlenmekte olduğunu görürüz. Brent petrolünün son beş aylık ortalaması varil başına kabaca 65 dolardı. Haziran ayında bu ortalama 70 doların üzerine çıktı. Bir yıl sonrası için tahminler 90 doları gösteriyor. Bu gelişmeler hem bütçe giderlerinin hem de enflasyonun artması için yeterli zaten. Buna bir de seçim ekonomisi katkısı gelince Merkez Bankası gerçekten yapayalnız kalıyor. Eskiden Merkez Bankası böyle bir yalnızlık duygusuna kapıldığında Hazine de yanında yer alır, genellikle hükümete karşı kavgayı birlikte verirlerdi. Artık böyle olmuyor. Türkiye, büyük kitlenin pek de farkında olmadığı ilginç ve yeni bir döneme doğru yol alıyor. Bunu birkaç defadır vurguluyorum. Seçim sonrası her kim iktidar olursa olsun işi çok zor olacak. 2000´lere kadar bütçe açığımız vardı, cari açığımız ihmal edilebilir boyuttaydı. 2003´ten sonra bütçe açığımız azaldı, cari açığımız arttı. Seçimden sonra büyük cari açığa eşlik etmeye yönelmiş bir bütçe açığını tartışıyor olacağız. |
| |
| |
|
|
Doviz Kurları |
1 EUR : 2,068 YTL
1 USD : 1,519 YTL |
|
|