|
|
12.08.2007 |
Durum tespiti, yapıldığı anda ne durumda olduğumuzu belirlememize yarayan bir çalışma. Özellikle sonraki gelişmelerle ortaya çıkacak yeni durumla karşılaştırma yapmak için arada bir tespit yapmakta yarar var. Türkiye heyecanla cumhurbaşkanlığı seçimini beklerken ekonomide bir durum tespiti yapalım. Sanayi büyümesi düşmeye devam ediyor. Büyük ölçüde baz etkisine dayalı olarak ocak ayında yüzde 14.9 artış gösteren sanayi üretimi artışı izleyen aylarda ciddi biçimde hız keserek haziran ayında yüzde 1.8´e kadar geriledi. Benim hsaplarıma göre ilk altı ayda yıllık bazda yüzde 5.6´lık bir sanayi büyümesi söz konusu. İlk çeyrekte bu oran yüzde 8.5 iken ikinci çeyrekte yüzde 2.8. Buna göre ilk çeyrekte ulaşılmış bulunan yüzde 6.7´lik büyüme hızının ciddi anlamda gerilemesi söz konusu olacak. (Buna karşılık TÜİK´in sanayi üretim oranlarını tahminleri ciddi anlamda bozacak biçimde revize edebildiğini de vurgulamamız gerekiyor.) İstihdamda bazı oynamalar olmasına karşın işsizlik oranı yerleştiği yüzde 9-10 bandından aşağıya kolay kolay yönlenmiyor ve eski band aralığı olan yüzde 7-8 aralığına geçemiyor. Yani işsizlik histerisi yaşanıyor. Enflasyon, seçim ekonomisine karşın düşmeye devam ediyor. Yıllık bazda TÜFE yüzde 6.9´a gerilemiş durumda. Beklentiler de yavaş yavaş bu düşüşe uygun aralıklara doğru geriliyor. Önümüzde enflasyonla ilgili bazı tehditler olsa da dünyada bir kriz olmadığı, içeride de bir siyasal kriz yaşanmadığı sürece enflasyondaki gerileme biraz daha sürecek gibi görünüyor. Enflasyonda ve nominal faizlerde düşme olmasına karşın reel faizler düşmüyor hatta artıyor. Çelişkili gibi duran bu cümleyi açıklayalım. Reel faiz bugün oluşan nominal faizin bir yıl sonrası için beklenen enflasyon oranıyla düzeltilmesi yoluyla hesaplanıyor. Bugün oluşan nominal faiz yüzde 17.5. Bir yıl sonrası için beklenen enflasyon yüzde 5. Bu durumda reel faiz yüzde 12 olarak hesaplanıyor. Bu çok yüksek bir reel faiz. Ekonomide her şey iyiye gidiyorsa bu reel faiz neyin nesi? Bu sorunun dört olası yanıtı var: (1) Ekonomide her şey iyiye gitmiyor olabilir, (2) Beklenen enflasyon yanlış tahmin ediliyor olabilir, (3) Uygulanan faiz politikasında bir yanlışlık olabilir. Yani nominal faiz yanlış yönleniyor olabilir. Ben, özellikle son gelişmelerden sonra, dördüncü seçenek üzerinde duruyorum. Maliye Bakanlığı ciddi anlamda bir sürprize imza atarak seçim yılında bütçeyi iyileşme yönünde revize etti ve başlangıç bütçe açığını yarı yarıya düşürdü. Her ne kadar bu revizyon vergi gelirlerindeki azalmanın diğer gelirlerde artışla dengelenmesiyle sağlanmış olsa da faiz dışı giderlerde de düşüş öngörüldüğü için son derecede olumlu bir revizyon olarak algılanmalı. Bütçe revizyonunun ayrıntılarının açıklanmasından sonra bu konuda ayrıntılı yorumlar yapmak mümkün olacak. Cari açık hız kesmeden devam ediyor. Geçen yılın ilk altı ayında 19.6 milyar dolar olan cari açık bu yılın ilk altı ayında da 19.6 milyar dolar olarak gerçekleşti. 12 aylık bazda baktığımızda açığın 32.8 milyar doları işaret ettiğini görüyoruz. Bu yıl GSMH´nın 425 milyar dolar olacağını düşünürsek açığın GSMH´ya oranının yüzde 7.5 dolayında olacağını anlarız. Bütçe açığının kapanmasının maliyeti cari açığın artması olarak çıkıyor karşımıza. Dolar kuru inişli çıkışlı bir seyir izlemekle birlikte buradaki etki iç ekonomik durumdan çok dış dünyayla ilgili. Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimini sorunsuz geçse bile dış dünyada yaşanan gelişmeler Türkiye´yi etkilemeye devam edecek. Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ekonomik durum böyle. Bakalım sonrasında nasıl olacak? |
| |
| |
|
|
Doviz Kurları |
1 EUR : 2,133 YTL
1 USD : 1,703 YTL |
|
|