|
|
27.11.2007 |
Türkiye 2002´den bu yana örtülü ve örtüsüz enflasyon hedeflemesi uyguluyor. Para politikası çeşitli hedeflemelere dayandırılabilir. Geçmişte en sık alınan politika hedefi dar veya geniş para arzlarının denetlenmesiydi. Yani paranın miktarını sınırlamak, ya da örneğin reel büyümeyle paralel bir parasal büyüme sağlamaya çalışmaktı. Başlangıçta emisyona (yani piyasaya sürülen para miktarına) sınır konularak yola çıkıldı, sonra bunun yeterli olmadığı düşünülerek önce dar (M1) sonra da geniş para arzına (M2) sınır konulmaya yönelindi. Türkiye gibi yabancı para mevduatının yaygın olduğu ülkelerde bu da yeterli olmayınca bu kez yabancı para ve hatta repoyu da kapsayan en geniş para arzına (M2YR) sınır konulma yoluna gidildi. Bazı ülkeler sınırlamayı yabancı para girişine bağlayarak para kurulu uygulamasına kadar gittiler. Ne var ki para arzına konulan sınırlamalar hangi çerçevede ve hangi yaygınlıkta olursa olsun pek bir sonuç vermedi. Para arzını sınırlama hedefi başarısız olunca bu kez para talebini sınırlamaya yönelik politikalar gündeme geldi. Bunun da en kestirme yolu faizleri etkilemeye yönelik faiz politikasıydı. Para talebinin ve dolayısıyla tüketim eğiliminin yükseldiği dönemlerde merkez bankaları kendi faizlerini yükseltmeye ve dolayısıyla bankaların fonlarını daraltmaya yöneldiler. Bu uygulama ister istemez piyasadaki faiz oranlarını da yükselme yönünde etkiledi. Yüksek faiz tasarrufun artması, o da harcamanın kısılması ve dolayısıyla enflasyonun denetim altına alınması demek. Gelinen son aşama enflasyon hedeflemesi. 1990´da Yeni Zelanda´nın başlattığı bu uygulama dünyaya yayıldı. Burada merkez bankası yıl sonu enflasyon hedefini belirliyor ve uyguladığı faiz oranını bu hedefle uyumlu biçimde değiştirerek piyasa faiz oranını etkiliyor. Piyasa faiz oranının değişimi harcamalara yönelik parasal talebin denetlenmesine yol açıyor ve merkez bankası bu yolla koyduğu enflasyon hedefini yakalamaya çalışıyor. TCMB, 2002´den bu yana örtülü veya örtüsüz enflasyon hedeflemesi uyguluyor (TÜFE bazında). 2002 yılında örtülü hedef yüzde 35 iken gerçekleşme yüzde 29.7, 2003 yılında örtülü hedef yüzde 20 iken gerçekleşme yüzde 18.4, 2004 yılında örtülü enflasyon hedefi yüzde 12 iken gerçekleşme yüzde 9.3, 2005 yılında örtülü hedef yüzde 8 iken gerçekleşme yüzde 7.7 olmuş. 2006 yılında örtü kalkmış ve örtüsüz enflasyon hedeflemesi yüzde 5 olarak belirlenmiş, buna karşılık gerçekleşen enflasyon yüzde 9.6 olmuş. 2007 yılının hedeflenen enflasyonu yüzde 4. Buraya kadarki açıklamalar gösteriyor ki örtülü enflasyon hedeflemesinin uygulandığı yıllarda gerçekleşen enflasyon, açıklanan hedefin altında kalmış, buna karşılık örtünün kaldırıldığı dönemde hedeften sapmalar başlamış. 2006 yılında nokta hedeften sapma yüzde 92 olmuş. TCMB´nın son açıklanan beklenti anketinden çıkan sonuca göre 2007 yılında enflasyon gerçekleşmesi beklentisi yüzde 7.9. Eğer bu oran gerçekleşirse 2007 yılı için nokta hedeften yüzde 97.5 oranında bir sapma söz konusu olacak. 2006 yılının aralık ayında Hazine´nin yıllık nominal borçlanma faizinin ortalaması yüzde 21.5 idi. TCMB´nın 2007 yılsonu için açıkladığı enflasyon hedefi ise yüzde 4 idi. Buna göre o zaman o verilere göre hesaplanan reel faiz yüzde 16.8 idi. Şimdi gerçekleşme yüzde 7.9 olursa reel faizin yüzde 12.6 olacağı anlaşılıyor. Yılın ilk çeyreğinden sonra enflasyonun açıklanan hedefe uymayacağını, çok daha yüksek kalacağını defalarca söyledik ve TCMB´nın gerçekçi bir hedef açıklaması gerektiğini vurguladık. Buna karşın TCMB hedefi değiştirmedi. Artık yılsonuna geliyoruz, takke düşüyor ve kel görünüyor. O zamandan beri hep söylediğimiz şuydu: Enflasyon buysa nominal faiz yanlış, nominal faiz doğruysa enflasyon bu değil. Dediğimiz çıkıyor. Demek ki enflasyon o değilmiş. |
| |
| |
|
|
Doviz Kurları |
1 EUR : 2,133 YTL
1 USD : 1,703 YTL |
|
|