|
|
02.12.2007 |
Son zamanlarda sık sık Mısır Çarşısı´nın içinden geçip yürüyerek Kapalıçarşı´ya gider olduk. Bir şeyler almak üzere alelacele gezmek için değil de gerçekten gezmek için giderseniz bambaşka bir dünya görüyorsunuz o çarşıların içinde ve çevresinde. Önder Küçükerman ve Kenan Mortan´ın Kapalıçarşı adlı kitabı yayımlandı (Kapalıçarşı, Külür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2007.) Kenan Mortan´ın son birkaç yılını bu kitapla uğraşmaya adadığını biliyordum. Şimdi kitabı alıp da gözden geçirince bu fedakarlığa değer bir çalışma olduğunu görüyorum. Kitabın metinleri kadar resimleri de son derecede güzel. Kapalıçarşı´yı havadan fotoğraflayan resimler çarşının devasa boyutları ve şaşırtıcı ölçüdeki yaygınlığını gözler önüne seriyor. İnsan çarşının içinde dolaşırken büyük bir çarşıda olduğunu hissetse bile o resimleri görünce içerideyken o büyüklüğü tam olarak algılayamadığını anlıyor. Dükkânların içini gösteren resimler, sergilenen malların ardındaki emeği müthiş bir biçimde özetliyor. Kitap, Asur ticaret kolonilerinin Anadolu´da kurdukları karumlar kolonisine kadar geri giderek ilk çarşılardan günümüze kadar özetle gelen bir çarşı kültürünü anlatarak başlıyor. Ondan sonra Kapalıçarşı´yı bu gelenek içinde yerine yerleştiriyor ve hem çarşıyı hem de onun arkasındaki derin ilişki yumağını analiz ediyor. Başlangıçta Cevahir Bedesteni´nin kurulması ve ardından öteki bedestenlerin yapımıyla oluşmaya başlamış Kapalıçarşı. Bir süre sonra bedestenlerin çevresinde ahşap dükkânlar yapılmış ve çarşı çıkmış ortaya. Mevcut dükkânların büyük çoğunluğu Fatih Sultan Mehmet zamanında yapılmış. Sonraları bu ahşap yapılar kâgire dönüşmüş. Sekiz ana kapıya sahip olan Kapalıçarşı, 40,000 metrekareye yayılan 65 sokak üzerinde kurulu ve içinde 3300 dükkan yeralıyor. Çarşı´da çalışan insan sayısı 40,000 dolayında. Yalnızca bu sayılar bile çoğu kez basit bir alışveriş merkezine girer gibi girip çıktığımız bu çarşının ne kadar devasa bir yer olduğunu anlatmaya yetiyor. Kitapta Kapalıçarşı´nın yalnızca geçmişini ve geleneklerini öğrenmekle kalmıyor, aynı zamanda bugün nasıl işlediğini en ince ayrıntılarına kadar gözden geçirmiş oluyorsunuz. Pek çok dükkânın sahibiyle yapılmış ilginç konuşmalar ve onlardan aktarılmış son derecede çarpıcı anılar ve gözlemler var. Yaprak üzerine altınla yapılmış işlemelerin altında yatan öyküyü anlamadan bir bakışta onun değerini ölçmek olanaksız. Ama o öyküyü kitaptan okuyunca insan dünyada öyle bir işin başka bir yerde eşi ve benzeri olmadığını anlıyor ve o zaman değer konusunda bir yerlere varabiliyor. Fiyatların belirlenmesinde kullanılan neredeyse bütün tarihi yöntemler Kapalıçarşı´da bazen bir arada bazen belli zaman aralıklarıyla uygulanmış görünüyor. Bazı malların fiyatları narh usulüyle saptanırken, bazı malların fiyatları serbest usulde belirlenmeye terk edilmiş, daha lüks olarak kabul edilen malların fiyatları da müzayede usulüyle belirlenmiş. Bu anlamda kitap bazen Kapalıçarşı´yı anlatmaktan çıkıp onun çevresinde bir ekonomi ve ticaret tarihi anlatmaya yöneliyor. Ve bence en doğru işi yapıyor yazarlar bu tercihle. Çünkü bu kitap Kapalıçarşı ile turistik olarak ilgilenenlere hizmet sunmak kadar araştırmacılar için de çok önemli bir kaynak niteliği taşıyor. Bu iki amacı böylesine birleştirmek doğrusu usta işi. 500 yıllık tarihi boyunca Osmanlı İmparatorluğu´nun ürün kimliğinin ve ekonomisinin özeti olan Kapalıçarşı bugün hâlâ Osmanlı yaşamını yansıtan bir mekanizma olarak ayakta duruyor. Bu kitabı okuduktan sonra Kapalıçarşı´yı turist gibi gezmek yerine, tek tek sokaklarını dolaşarak, hâlâ yaşayan Osmanlı ticaret sistemine tanık olma şansını elde ediyor insan. 500 yıldır canlı olarak korunan bir geçmişe tanık olma düşüncesini veren bu kitabı okumanızı öneririm. |
| |
| |
|
|
Doviz Kurları |
1 EUR : 2,133 YTL
1 USD : 1,703 YTL |
|
|