|
|
04.12.2007 |
İhracatçının kur şikâyetine ve TCMB´ye yönelik yüksek faiz düşük kur eleştirisine karşın açıklanan son veriler ihracatın rekor üstüne rekor kırmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Ocak-ekim aralığında ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26.2 artarken, patlayacak denilen ithalattaki artış yüzde 20.6´da kalmış. İhracatın yüzde 57´si AB ülkelerine, kalan yüzde 43´ü öteki ülkelere yapılırken, ithalatın yüzde 40´ı AB ülkelerinden kalan yüzde 60´ı ise öteki ülkelerden gerçekleştirilmiş bulunuyor. Dış ticaretteki kazanç ve kayıpları ölçmekte kullanılan en yaygın ölçüler ticaret hadleri adı verilen ölçülerdir. İlki olan fiyat ticaret hadleri, ihraç mallarının fiyatının ithal mallarının fiyatına bölünmesi yoluyla hesaplanır, İkincisi olan gelir ticaret hadleri ilk formülden elde edilen fiyat ticaret haddi ile ihracat miktarının çarpılması sonucu bulunur. Bu iki ölçü bize bir ülkenin hangi koşullar altında dış ticaretten elde edeceği kazancı maksimize edeceğini anlatır. Bir ülkenin ithal ettiği malların fiyatı düşerken ihraç mallarına olan talep ve o malların fiyatı yükselirse o ülke dış ticaretten elde ettiği kazancı yükseltir. Yukarıda açıkladığım gibi Türkiye ihracatının önemli bölümünü (yüzde 57) AB ülkelerine yani avro ile yapıyor. Avro son bir yılda YTL´ye karşı yüzde 10 değer kaybetti. Dolayısıyla Türkiye´nin elde ettiği ihracat değerinin YTL karşılığı yüzde 10 oranında geriledi. Türkiye´nin ithalatının yüzde 60´ı AB ülkelerinin dışında kalan ülkelerden ve avro dışındaki paralar karşılığı (çoğunluk dolarla) yapılıyor. Dolar YTL´ye karşı son bir yılda yaklaşık yüzde 25 değer kaybetti. Yani Türkiye´nin yaptığı ithalat yüzde 25 ucuzladı. Demek ki son bir yılda Türkiye´nin ihracattan elde ettiği kazanç YTL cinsinden yüzde 10 değer kaybederken, ithalatına ödediği bedel de yine YTL cinsinden yüzde 25 ucuzlamış. Bu ne demek? Türkiye´nin dış ticaretteki net kazancı 15 puan artmış. Yani daha basite indirgersek Türkiye dolarla ucuza alıp avroyla pahalıya satarak YTL´nin değer kazanmasının yarattığı sıkıntıya çözüm bulmuş. Buna bir de dolar cinsinden borçlanmaya ağırlık verdiğimizi eklersek (ki özel kesimin dış borcu son beş yılda 3 kattan fazla artmış) işte size ihracat artışının ardındaki sır. Özetle rekor kıran ihracatın ardında yatan sır doların avrodan daha hızlı değer kaybetmesinde ve bizim ithalatımızın ve borçlanmamızın çoğunluğunun dolarla, ihracatımızın çoğunluğunun ise avroyla yapılmasından kaynaklanıyor. Eğer öyle olmasa YTL´nin bu kadar değer kazandığı bir ortamda ihracat artmaya, üstelik de ithalattan hızlı artmaya devam edebilir miydi? Peki ama o zaman bizim ihracatçının şikâyeti nereden kaynaklanıyor? İşte şikâyet de tam bu noktadan kaynaklanıyor. Yani ihracatçı, kazancının ihracattan değil, ithalat ve borçlanmadan olduğunu görüyor ve bunun devam ettirilemez olduğunu fark ediyor. Gün gelip de avro, dolardan daha fazla değer kaybetmeye başlarsa bu mekanizma birden tersine dönecek. O zaman borçlar YTL cinsinden artacak ve ithalat pahalılanacak buna karşılık ihracat ucuzlayacak. İhracat artıyor ama YTL değerli olduğu ve dış borçlanma ucuza geldiği için. Bunun sonucunda 2001 öncesinde bankaların içinde bulunduğu açık pozisyon konumunda şimdi reel sektör bulunuyor. Bankalar o zaman yabancı para yükümlülüğünü artırıyor, buna karşılık TL varlık tutuyorlardı. Şimdi reel kesim dolarla borçlanıp avroyla para kazanıyor. Ama hepsi sonunda YTL´ye dönüyor. Paritelerde bir terse dönüş inanılmaz bir çöküş yaratır. Gittiğimiz yerlerde, katıldığımız toplantılarda "dolarla borçlanıyoruz ne dersiniz?" Biz de hep "geliriniz hangi parayla ise o parayla borçlanın" diyoruz. Bu yanıt geçmiş dönem için doğru çıkmadı. Dolarla borçlananlar kazançlı çıktılar. Ama bu böyle sonsuza kadar süremez. |
| |
| |
|
|
Doviz Kurları |
1 EUR : 2,068 YTL
1 USD : 1,519 YTL |
|
|