| Favorilere Ekle | Sitene Ekle | İletişim |




Çok Okunanlar
  Saran Holding´ten dev yatırım
  100 YTL taksitle ev müjdesi
  Yatırımcılara 4 yeni müjde

Rastgele Etiketler
Paul Schwaiger
Bilge Öztürk
Sabancı Holding
AUDI
Sibel Can
Bilecik
ÖDP
Sinan Çetin
Durmuş Yılmaz
Meral Akşener
Ben Bernanke
Fatoş Kabasakal
Tansu Çiller
Barack Obama
Hakan Şükür
Erivan
Turgut Özal
Mehmet Şimşek
Emre Altuğ
Roj TV




Devletliler eleştirilmeyi sevmez ama yerilmeye katlanır...

Mehmet Barlas

email : mbarlas@sabah.com.tr



01.06.2008
İktidar sahiplerini eleştirmek için ille de muhalif olmak mı gerekir?
Ne yazık ki Türk siyasetindeki gelenek böyle.
Belki de padişahlar döneminden gelen bir alışkanlık bu. "Devletliler"i, çevreleri sadece över. Yanlışlarını pek söylemez bu çevre.
Rakipleri ise iktidar sahiplerini eleştirmez, yererler. Bir anlamda yok etmeye çalışırlar.
Nadir Nadi "Perde Aralığından" kitabında ne güzel anlatır bu durumu.
Nadir Nadi 1950´de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçilmiştir. Ama gidişattan mutlu değildir.
Bir gün dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, aralarında Nadir Nadi´nin de bulunduğu bir grup milletvekilini Çankaya´ya davet eder.
Nadir Nadi bütün aksaklıkları seslendirmeye ve Bayar´dan hesap sormaya kararlıdır.
Ancak Bayar´ın karşısına oturunca "Allah sizden razı olsun" veya "Allah sizi başımızdan eksik etmesin" benzeri bir şeyler söyler. Görüşmeden çıkınca da "Ben niye böyle yaptım" diye kendisini sorgular.
Bu böyle gelmiştir böyle gitmektedir.

Bıkmış ve yemişler
Bu dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan´ın da aynı tablo içinde siyasi yaşamını sürdürdüğü söylenebilir.
Neticede siyasi rakiplerinin zaman zaman ölçüyü kaçıran ve hatta insafsızca olan saldırılarından zaten bunalmış olan bir iktidar sahibinin, çevresinde de kendisini eleştirenleri tutmasını beklemek, pek akla sığmaz.
Sevdiğim ve tekrarladığım bir fıkra vardır.
Vatikan Afrika´daki bir yamyam kabilesini Katolik yapsın diye, bölgeye bir misyoner papaz gönderir. Bir süre sonra misyonerden haber gelmeyince, bir başka papaz daha bölgeye yollanır. Bu papaz yamyam kabilesini bulur ve yamyamların şefine, daha önce gelen papazın nerede olduğunu sorar.
Yamyamların şefi "O kadar çok vaaz verip nasihat etti ki, sıkıldık yedik onu" der.
Yahya Kemal babama anlatırken dinlemiştim.
Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra Atatürk İstanbul gazetecilerini İzmit´e çağırır. Onlara "Artık burası Cumhuriyet, beni eleştirin ki gerçekleri bulalım" der. Onlar da kendilerine verilen eleştiri görevini ciddiye alıp, Ankara rejimine veryansın ederler. Sonunda kendilerini İstiklal Mahkemesi önünde bulurlar. Bereket 1924 sonunda affedilirler.
Yahya Kemal bunları babama anlattıktan sonra "İşte o gün siyaset yazmaya tövbe ettim" demişti.

Liberal demokrat görüş
AK Parti iktidarının ve Tayyip Erdoğan´ın ihtiyacı olan ama kendi partisinden ve çevresinden gelmesi mümkün olmayan eleştirileri, "Liberal Demokrat" olarak nitelenen ve AK Parti´yle bağlantıları olmayan bir avuç bağımsız aydın yapmaktaydı.
Onlar AB reformlarındaki yavaşlamayı, Şemdinli Davası´ndaki pasif tutumu, Hrant Dink Suikasti´ne ilişkin seyirci konumunu, Güneydoğu´ya dönük anti demokrat söylemleri alabildiğince eleştiriyorlardı. Bu arada AK Partili belediyelerin uyguladığı içki yasaklarının yanlışlığı, başörtüsüne özgürlük tanınmasının topyekûn bir özgürlük arayışının parçası olması gerektiği de hep söyleniyordu.
Ama hem Erdoğan bu eleştirilere pek değer vermedi, hem de Erdoğan´a toptan karşı olanlar liberal demokratları da "AK Parti´nin yalakaları" diye nötralize etmeyi yeğ tuttular.

LDP´nin bildirisi
Sonuç ortada.
Şimdi artık gündemde AK Parti´nin eleştirilmesi değil, kapatılmaması öncelikli madde.
Yani demokrasinin devamı var gündemimizde.
Bu konudaki Liberal Demokrat Parti´nin basın bildirisinin son bölümünü alıntılayarak, bizim de böyle düşündüğümüzü vurgulayalım:
- Tüm siyasi partileri ve toplumun her kesimini Anayasa Mahkemesi´ne ve O´nun kararlarına saygı göstermeye, Yargı erkinin temsilcilerini ise hem AB hukukuna uygun kararlar vermeye hem de halkın demokratik tercihlerine saygı göstermeye çağırıyoruz.

Not: Bir yurtdışı seyahat dolayısıyla, yazılarıma çarşamba gününe kadar ara veriyorum.
 
 
 
 
   "Ne doğan güne hükmüm geçer, ne halden anlayan bulunur"
   Bazı durumlara ya alıştık ya da alışmış gibi yapıyoruz
   Her uçanı yakalamak için neleri yere atabiliriz?
   Bazı siyasi zirvelerin içeriği ancak yıllar sonra bilinir.
   Hiç olmazsa pazar günleri gülmeyi deneyebiliriz..
   Kısır döngülerimizden çıkış yolları fazla değil ki..
   Cumhuriyetçiler bir anda saray protokolcüsü oluverdi..
   Kraliçe´nin ziyareti bilgilerimizi tazelemek için fırsattır
   Hıncal Uluç kaybederse tazminatı TMSF ödemeyecek mi?
   Arka sokakların ana yol olduğu bir dünyadayız...
   Katilleri yakalamakla da kınamakla da iş bitmiyor
   Siyasetin amatörü olabilirsiniz ama siyasete Fransız kalmayın..
   "İki Türkiye" değil, "Çok sesli tek Türkiye" var...
   Kimler geldi kimler geçti ve neler olmadı ki...
   Asıl tehdit küreselleşme değil
   İncir çekirdeğini doldurmak üzerine çalışmayalım...
   Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak...


Gündemdeki Konular
» Seçim
» Ergenekon

Ekonomi Köşesi

» Editörden

» Ekonomi Sözlüğü

» Forex Hakkında

» Teknik Analiz

» Borsa Sözlüğü

» Enflasyon Nedir

» Dünya Ekonomisi

» Kütüphane

Doviz Kurları
1 EUR : 2,112 YTL

1 USD : 1,672 YTL

Ercan Kumcu Düşük döviz kurlarının müptelası oluyoruz
Ercan Kumcu
Asaf Savaş Akat Siyah kuğu
Asaf Savaş Akat
Mehmet Barlas Türk olmanın dayanılmaz hafifliği üzerine çeşitlemeler
Mehmet Barlas


Anket
Döviz kurlarındaki artış sürer mi?

Artış devam edecektir. (436)
Artış duracaktır. (210)
Artış duracak azalışa geçecektir. (197)


Mahfi Eğilmez Küresel piyasada oyun oynamak
Mahfi Eğilmez
Hıncal Uluç Galatasaray´a üye olmak serbest kalmalı..
Hıncal Uluç
Güneri Cıvaoğlu Kutudan Çıkın
Güneri Cıvaoğlu

  Link Köşesi

» Mankenler

» Magazin

» Videolar

» Sibel Kekilli

» iddaa

» Seçim 2009

» Ak Parti

» Sağlık Danış

» News


 

     Firefox 2 Hosting Hizmetleri TOPlist