|
|
|
|
|
|
TEKNİK ANALİZİN FELSEFESİ
-Teknik analiz 3 ön kabule dayanır.
-Piyasa her şeyi hesaba katar (değerlendirir).
-Fiyatlar trendlerle hareket eder.
-Geçmiş, kendini tekrarlar.
-Yukarıdaki ön kabulleri şimdi tek tek inceleyelim.
Piyasa her şeyi Hesaba Katar
"Piyasa her şeyi hesaba katar" ifadesi, teknik analizin köşe taşını
oluşturur. Bu varsayım, tamamen anlaşılmadıkça ve kabul edilmedikçe
ileride yapılacak çıkarımlar fazla anlamlı gelmeyecektir.
Teknik analiz, hisse senedinin fiyatına etki yapabilecek her şeyin
(temel veriler, politik etkiler, psikolojik durum vs.) hisse senedinin
fiyatına yansıdığını kabul eder. Dolayısıyla, fiyat hareketlerinin
incelenmesi gerekli olan tek şeydir. Bu bir ön kabul gibi görünse de,
eğer bu varsayımın anlamı üzerinde biraz düşünülürse kabul etmemek güç
olur.
Bütün teknik analizciler, arz ve talepteki değişikliklerin fiyat
hareketlerine yansıdığını öne sürerler. Eğer talep arzdan fazla olursa
fiyatlar yükselir; eğer arz talepten fazla olursa fiyatlar düşer.
Teknik analizci bundan sonra, bu ifadeden yola çıkarak, "Eğer fiyatlar
yükseliyorsa, özel nedenler ne olursa olsun, talep mutlaka arzın
üzerine çıkmıştır ve dolayısıyla da temel ekonomik veriler olumlu
olmalıdır. Eğer fiyatlar düşüyprsa, özel nedenler ne olursa olsun, arz
mutlaka talebin üzerine çıkmıştır ve dolayısıyla da temel ekonomik
veriler olumsuz olmalıdır." sonucuna ulaşır.
Böylece teknik analizci, dolaylı olarak temel verileri incelemiş olur.
Teknik analizciler şunu kabul ederler: arz ve talep güçlerinin
belirleyici etkisi, hisse senedinin ekonomik temel verileri "boğa
(yükselen)" ve "ayı (düşen)" piyasalarını ortaya çıkarır. Piyasanın
aşağı ya da yukarı hareket etmesinin nedeni, grafiklerin kendileri
değildir. Grafikler yalnızca, piyasa psikolojisinin (düşüncesinin)
"boğa piyasası" ya da "ayı piyasası" olduğunu yansıtırlar.
Bir kural olarak, teknik analizciler, fiyatların düşmesinin ya da
yükselmesinin nedenleriyle ilgilenmezler. Çoğu zaman fiyat
trendlerinin çok erken aşamalarında ya da kritik dönüş noktalarında,
hiç kimse piyasanın neden belli, kesin bir yönde hareket ettiğini
bilemez. Teknik yaklaşım iddialarında bir dönem, fazlasıyla
indirgeyici görünebilir. Birinci varsayımın arkasındaki mantık, daha
çok piyasa deneyimi kazanıldıkça daha anlaşılır hale gelir.
Dolayısıyla, eğer piyasa fiyatını etkileyen her şey nihai olarak
piyasa fiyatına yansıyorsa, gerekli olan tek şey, piyasa fiyatının
incelenmesidir. Teknik analizci, fiyat grafikleri ve teknik
göstergelerin yardımıyla, piyasanın muhtemelen hangi yöne gideceğini
görmeye çalışır. Teknik analizci piyasanın aşağıya ya da yukarıya
doğru hareket etmesinin nedenleri olduğunu bilir ancak geleceği tahmin
edebilmek için o nedenleri bilmesi gerektiğine inanmaz.
Fiyatlar Trendlerle Hareket Eder
Teknik yaklaşımda, trend kavramının çok önemli bir yeri vardır. Fiyat
hareketlerini grafiğe dökmenin ana amacı, trend yönünde işlem
yapabilmek için, trendi erken safhalarında yakalayabilmektir. Böylece,
teknik analizcilerin yaklaşımı "trend-takipçisi" bir yapıdadır. Bu da
demektir ki; teknik analizcinin amacı varolan trendi belirlemek ve
takip etmektir.
Devam eden bir trend, yönünü tersine çevirmekten çok, aynı yönünü
sürdürme eğilimindedir. Bu, gerçekte, Newton'un hareket kanunlarının
birincisinin bir adaptasyonudur. Bu anlatım şöyle de söylenebilir:
"devam eden bir trend sona erinceye kadar varolan yönünü sürdürür".
Trend takipçisi sistem, trendin dönüş sinyalleri alınana kadar varolan
trend yönünde hareket eder.
Geçmiş Kendini Tekrarlar
Teknik analizin ve piyasa hareketinin insan psikolojisiyle yakın
ilişkisi vardır. Örneğin, bir yüzyıldan bu yana incelenen fiyat
grafikleri, grafikler üzerinde belli görüntülerin ortaya çıktığını
gösterirler. Bu görüntüler, piyasanın "ayı" ya da "boğa" psikolojisini
ortaya koyarlar. Bu modeller, geçmişte iyi sonuçlar verdikleri için,
gelecekte de iyi sonuçlar verecekleri kabul edilir. Bu modeller, hiç
değişmeme eğiliminde olan insan psikolojisine dayanır. Başka bir
şekilde söylemek gerekirse, geleceğin anlaşılmasının anahtarı geçmişi
incelemekle elde edilebilir ya da gelecek geçmişin yalnızca bir
tekrarıdır.
TEKNİK ANALİZ ve TEMEL ANALİZ
Teknik analiz, piyasa hareketinin incelenmesi üzerinde yoğunlaşırken,
temel analiz, fiyatların aşağı ya da yukarı gitmesi ya da aynı
kalmasına yol açan arz ve talebin ekonomik gücünün incelenmesi
üzerinde odaklaşır.
Temel analiz, bir hisse senedinin gerçek değerini belirleyebilmek
için, o hisse senedinin fiyatını etkileyen bütün etkenleri inceler.
"Gerçek değer" ile temel analizciler, bir hisse senedinin arz ve talep
kanununa göre ortaya çıkan o günkü değerine işaret ederler. Eğer, bir
hisse senedinin gerçek değeri, o andaki piyasa fiyatının altında ise o
zaman hisse senedi gerçek değerinin üzerine çıkmış demektir ve satış
yapılmalıdır. Eğer, bir hisse senedinin gerçek değeri o andaki piyasa
fiyatının üzerinde ise o zaman hisse senedi gerçek değerinin altına
inmiş demektir ve alım yapılmalıdır.
Teknik ve temel analiz yaklaşımlarının her ikisi de aynı sorunu
çözmeye; fiyatların gidecekleri muhtemel yönü belirlemeye çalışırlar.
Her iki yaklaşım da soruna değişik yönlerden yaklaşırlar. Temel
analizci, piyasa hareketinin nedenlerini incelerken, teknik analizci,
piyasa hareketinin sonuçlarını inceler.
Teknik analizci, bilmesi gerekenlerin yalnızca sonuçlar olduğuna
inanır ve bu sonuçları ortaya çıkaran nedenleri bilmesinin gereksiz
olduğuna inanır. Temel analizci ise her zaman nedenleri bilmek
zorundadır. Hisse senedi işlemi yapanların tamamına yakını,
kendilerini ya teknik analizci ya da temel analizci sınıfına sokar.
Gerçekte, bu sınıflandırma çok dürüst olarak yapılmış bir
sınıflandırma değildir. Temel analiz yapanların büyük çoğunluğu,
grafik analizinin temel yararlarını uygulayabilme bilgisine sahiptir.
Teknik analiz yapanların büyük çoğunluğu da, temel verilerden en
azından haberdardır.
Sorun şudur ki, grafikler ve temel veriler genellikle birbirleriyle
çelişir. Çoğu zaman, önemli piyasa hareketlerinin başlangıç
dönemlerinde, temel analizciler piyasanın ne yapmak istediğini
açıklayamazlar. Her iki yaklaşımın en çok ayrılır göründüğü aşama da,
trendin bu kritik dönemidir. Her iki yaklaşım, daha sonra genellikle
belli bir noktada uzlaşır fakat işlem yapabilmek için çoğu zaman çok
geç kalınmış olur.
Yukarıdaki farklılığın bir açıklaması şudur: Piyasa fiyatı, bilinen
temel verilerin önünden yürüme eğilimindedir. Bunu bir başka şekilde
şöyle söyleyebiliriz: Piyasa fiyatı, temel verilerin ya da o günün
sıradan düşüncesinin bir öncü göstergesi gibi rol oynar. Bilinen temel
veriler, çok önceden "piyasaya girmiş" ve primini çok önceden yapmış
olduğu sırada, piyasa şimdi bilinmeyen temel verilere doğru yol almaya
başlar.
Geçmişte görülmüş olan çok önemli bazı "ayı" ve "boğa" piyasaları,
temel verilerdeki çok küçük ya da hiç görülemeyen değişiklerle
başlamışlardı. O değişiklikler bilinir hale geldiği zaman da yeni
trend su altından epeyce yol almıştı.
Teknik analizci bir süre sonra, grafikleri okuyabilme yeteneği
konusunda artan bir güven geliştirir. Teknik analizci, piyasanın
hareketinin "ortak düşünceyle uyuşmadığı durumlarda "uyumlu" olmayı
öğrenir, yavaş yavaş "azınlıkta" olmayı sevmeye başlar. Teknik
analizci bilir ki, piyasanın hareketinin nedenleri en sonunda
"herkesin bildiği bilgi" haline gelecektir. İşte öyledir ki, teknik
analizci, bu ek bilgiyi beklemek niyetinde değildir.
Teknik analizin çıkarımları içinde, teknik analizcilerin kendi
yaklaşımlarını temel analizin yaklaşımına neden üstün gördükleri
anlaşılabilir. İki yaklaşımdan yalnızca birini kullanmak şeklinde bir
seçim olsa, seçim mantıki olarak teknik analiz olmak zorundadır;
çünkü, tanımdan hareket edersek, teknik analizin yaklaşımı temel
analizi de kapsar.
Temel veriler piyasa fiyatına yansıyorsa, temel verilerin ayrıca
incelenmesi gereksiz hale gelir. Grafik okuma, temel analizin kestirme
yolu olur. Bunun tersi ise doğru değildir. Temel analiz fiyat
hareketinin incelenmesini kapsamaz. Yalnızca teknik yaklaşımı
kullanarak işlem yapabilmek mümkündür. Piyasanın teknik yönü konusunda
bir düşünceye sahip olmadan, yalnızca temel verilere bakılarak işlem
yapılabileceği ise çok kuşkuludur.
ANALİZ ve ZAMANLAMA
Düşünce oluşturma sürecimiz içinde eğer konuyu analiz ve zamanlama
şeklinde iki ayrı bölüme parçalarsak, yukarıda en son tartışılan konu
daha anlaşılır hale gelir. Başarılı bir işlem için zamanlamanın önemi
büyüktür. Kısa vadeli işlem yapmak isteyen bir yatırımcı, piyasanın
doğru ana trendi yönünde hareket etse bile, piyasanın o dönemdeki
trendi içinde kendini "yanlış tarafta" bulabilir. Yatırımcı bu
durumda, ilerideki bir tarihte satın aldığı noktaya tekrar geleceği
umuduyla elindeki hisse senedini bekletmeye karar verir ve bir
"yatırımcı" ya dönüşür. Dolayısıyla, temel analize dayanılarak alınmış
olan yatırım kararlarında bile, spesifik işlem noktalarını
belirleyebilmenin zamanlama sorunu tamamıyla ve yalnızca teknik bir
sorundur ve teknik ilkelerin doğru uygulaması, sürecin bazı
aşamalarında vazgeçilmez hale gelir.
TEKNİK ANALİZİN ESNEKLİĞİ ve UYGULANABİLİRLİĞİ
Teknik analizin büyük güçlerinden biri de, herhangi bir piyasada,
herhangi bir zaman aralığında uygulanabilme özelliğidir. Çeşitli
piyasalarda teknik analiz ilkelerinin uygulanamadığı alan yoktur.
Örneğin ürün piyasalarında, teknik analizci istediği sayıda piyasayı
kolaylıkla takip edebilir.
Bir temel analizci için ise aynı durum genel olarak doğru değildir.
Temel analizciler, son derece büyük miktarda veri ile karşı karşıya
oldukları için, pek çoğu bir ürün grubu ya da bir ürün üzerinde
yoğunlaşır.
Piyasalar, aktif ya da hareketsiz (trend kazanmış ya da trendsiz)
dönemler geçirirler. Teknik analizci, kaynaklarını ve dikkatini, trend
kazanma eğiliminde olan piyasalar üzerinde yoğunlaştırır, diğerlerini
ise ihmal eder. Bunun bir sonucu olarak teknik analizci, piyasaların
rotasyonel yapısından avantaj sağlayabilmek için, sermayesini ve
dikkatini piyasalar arasında dolaştırabilir. Belli zamanlar, bazı
piyasalar hareketlenir ve önemli bir trend kazanırlar.
Genellikle, bu tür güçlü bir trend içindeki dönemlerin ardından,
hareketsiz ve nispeten trendsiz günler gelirken, bir diğer piyasa ya
da piyasa grubu hareketlenmeye başlar. Teknik analizci, bu
piyasalardan hangisini seçeceği ve hangi piyasaya gireceği konusunda
özgürdür. Oysa, bir grup piyasa üzerinde yoğunlaşmaya eğilimli olan
temel analizcide ise teknik analizcinin sahip olduğu böyle bir
esneklik yoktur.
Her iki analizci türü, inceledikleri piyasa gruplarını bir an için
değiştirecek olsalar, yeni piyasasını inceleyebilmek için temel
analizci için gerekli olan zaman, teknik analizcinin kendi yeni
piyasasını incelemesi için gerekli olan zamandan daha çok olacaktır.
Teknik analizcinin bir diğer avantajı da, çok geniş bir görüş açısına
sahip olmasıdır. Teknik analizci bütün piyasaları takip etmekle,
piyasaların hangisinin genel olarak ne durumda olduğunu bilir ve
yalnızca bir grup piyasayı takip etmenin getireceği dar bir görüş
açısından korunmuş olur.
TEKNİK ANALİZİN ÇEŞİTLİ ZAMAN ARALIKLARINA UYARLANIŞI
Teknik analizin önemli güçlerinden bir diğeri de, değişik zaman
dönemlerinde kullanılabilme özelliğidir. Teknik analiz yöntemini
kullanan bir kişi, ister orta vadeli olarak işlem yapıyor olsun,
isterse gün içinde işlem yapıyor olsun, her iki dönem için de aynı
ilkeler geçerlidir. Bazı çevrelerin iddiası olan, teknik analizin
yalnızca kısa dönemlerde yararlı olduğu şeklindeki düşünce ise tamamen
doğru değildir.
Yine bazıları, uzun dönemlere ilişkin olarak yapılacak tahminlerde
temel analizin kullanılması gerektiğini, teknik analizin ise kısa
dönemli zamanlamalarla sınırlı olduğunu ileri sürerler. Oysa gerçek
şudur ki, aylık ve haftalık grafikler kullanılarak uzun dönemler için
yapılan tahminler, teknik analizin son derece yararlı bir uygulama
olduğunu ortaya çıkarmıştır.
TEKNİK ANALİZ YAKLAŞIMINA KARŞI BAZI ELEŞTİRİLER
Teknik yaklaşım konusundaki hemen tüm tartışmalarda, genellikle birkaç
soru ortaya atılır. Bunlardan bir tanesi, teknik analizin "kendinden
menkul bir kehanet" olup olmadığıdır. Bir diğeri de, geçmişteki
fiyatların, gelecekteki fiyatların yönünü tahmin etmede gerçekten
kullanılıp kullanılamayacağıdır.
Eleştiriyi yöneltenler, şuna benzer bir şey söylerler; "Grafikler bize
piyasanın nerede olduğunu söylerler, fakat piyasanın nereye gideceğini
söyleyemezler". Biz şu an için, "eğer onlar okumayı bilmiyorlarsa,
grafiklerin onlara hiçbir şey söyleyemeyeceği" şeklindeki açık yanıtı
bir yana bırakacağız.
Rastlantısal Yürüyüş Kuramı (Random Walk Theory), fiyatların trendinin
olup olmadığını sorgular ve şu ya da bu tahmin tekniğinin basit bir
"al ve elde tut" stratejisine zarar verebileceği kuşkusunu duyar. Bu
soruların yanıtlanması gerekir.
Kendinden Menkul Kehanet
Ortada, kendinden menkul bir kehanet olup olmadığı sorusu, çok sık
ortaya atıldığı için çoğu kişiyi meşgul eder. Bu elbette ki haklı bir
sorudur fakat çoğu kişinin sandığından daha az önemlidir. Bu sorunun
yanıtlanmasına girişmenin belki de en iyi yolu, grafik modellerini
kullanmanın bazı dezavantajlarını tartışan bir metinden alıntı
yapmaktır.
"Grafik modelleri kullanmak son yıllarda son derece yaygınlaştı.
Piyasalarda işlem yapan pek çok kişi bu modelleri az da olsa
bilmektedir ve bunları uyumlu bir şekilde kullanmaktadır. Bütün
bunlar, boğa ve ayı modellerine karşılık olarak alım ve satım
dalgalarının ortaya çıkardığı bir ‘kendinden menkul kehanet’
oluşturur..."
"Grafik modelleri hemen tamamıyla özneldir. Grafik modellerinden
birini matematiksel olarak kanıtlayabilecek hiçbir çalışma bugüne
kadar ortaya çıkarılabilmiş değildir. Grafik modelleri bütünüyle
kullanıcılarının kafalarının içinde olan bir şeydir..." (The Commodity
Futures Game, McGraw Hill, 1977, s.176).
Bu iki eleştiri, birbirleriyle çelişiyor ve aslında ikinci eleştiri
birinci eleştiriyi ortadan kaldırıyor. Eğer grafik modelleri
"tamamıyla öznel" ve "kullanıcılarının kafalarının içinde olan bir
şey" ise o zaman, kendinden menkul kehanetin temeli olan, herkesin
aynı anda aynı şeyi gördüğünü düşünebilmek güç olur.
Grafiklerin eleştirisi iki yollu olamaz. Eleştiriler, bir yandan
grafiklerin herkesin aynı yönde ve aynı zamanda birlikte
davranacakları kadar açık olduklarını (dolayısıyla fiyat modellerinin
kendinden menkul olduklarını) söylerken diğer yandan grafiklerin aynı
zamanda çok öznel olduklarını savunamaz.
Konunun gerçeği, grafiklerin çok fazla öznel olmalarıdır. Grafik
okuma, bir sanattır (belki "beceri" sözcüğü bu noktada daha uygun
düşebilir.) Deneyimli grafikçilerin bile, yorumlanışlarında her zaman
aynı düşüncede oldukları grafik modellerine ender rastlanır. Her zaman
bir kuşku ve anlaşmazlık noktası vardır. Bu kitabın da gösterdiği
gibi, teknik analize yaklaşım konusunda sık sık bir diğeriyle
anlaşamayan çeşitli yaklaşımlar vardır.
Bir piyasanın geleceği üzerinde bütün teknik analizciler anlaşmış
olsalar bile, onların hepsi piyasaya aynı zamanda ve aynı biçimde
girmeyeceklerdir. Teknik analizcilerden bazıları, grafikteki sinyali
başlangıcında değerlendirecek ve piyasaya erkenden girecek, diğer
bazıları, bir modelden ya da göstergeden "kopuş" noktasında pozisyon
açacaklardır. Yine diğer bazıları, pozisyon açmak için kopuştan
sonraki geri çekilmeyi bekleyeceklerdir.
Bazı işlemciler agresif, bazıları ise konservatiftir. Bazıları uzun
dönemli işlem yaparken, diğer bazıları günlük işlem yaparlar.
Dolayısıyla, bütün teknik analizcilerin aynı zamanda ve aynı biçimde
davranmaları ihtimali oldukça uzaktır.
Kendinden menkul kehanet ile bir ilişki söz konusu olsa bile, bu
muhtemelen "kendini düzelten" bir yapıda olacaktır. Diğer bir
anlatımla, işlem yapanlar, onların birlik içindeki hareketleri
piyasayı etkilemeye ya da bozmaya başlayana kadar büyük oranda
grafiklere dayanacaklardır. İşlem yapanlar, piyasayı etkilemeye ya da
bozmaya başladıklarını anlayınca ya grafik kullanımına son verecekler
ya da işlem taktiklerini yeni duruma uyarlayacaklardır.
Örneğin grafik kullananlar, ya çoğunluktan önce davranmaya
çalışacaklar ya da piyasanın uzun dönemli yapısının onaylanmasını
bekleyeceklerdir. Dolayısıyla, kendinden menkul kehanet, kısa dönem
için bir sorun haline gelse bile kendini düzeltme eğilimi taşır.
Boğa ve ayı piyasalarının ancak arz ve talep yasalarıyla
doğrulandıkları zaman ortaya çıktıkları ve kendilerini
sürdürebildikleri akıldan çıkarılmamalıdır. Teknik analizciler,
yalnızca alım ve satım güçleriyle bir ana piyasa hareketinin nedeni
olamazlar. Durum böyle olsaydı, teknik analizcilerin tümü çok hızlı
bir şekilde zengin olurdu.
Kendinden menkul kehanet, genellikle grafiklere karşı bir eleştiri
olarak değerlendirilir. Kendinden menkul kehaneti bir övgü olarak
değerlendirmek belki daha uygun olacaktır ve her şeyin ötesinde,
olayları etkileyebilecek kadar yaygınlaşmış olan herhangi bir tahmin
tekniği oldukça güzel bir şey olmalıdır.
Geçmiş Geleceği Tahmin Edebilmekte Kullanılabilir mi?
Ortaya atılan bir diğer soru da, geçmiş fiyat verilerinin geleceğin
tahmininde kullanılmasının geçerli olup olmadığıdır. Teknik yaklaşıma
olan eleştirilerin çok sık bir şekilde bu noktaya geliyor oluşu
şaşırtıcıdır çünkü hava tahmininden temel analize kadar bilinen bütün
tahmin yöntemleri tamamıyla geçmiş verilerin incelenmesine dayanır. Bu
konuda ne tür bir başka veri kullanılabilirdi ki?
İstatistik, betimleyici istatistik ve tümevarımcı istatistiği
birbirinden ayırır. Betimleyici istatistik, standart bir çubuk grafik
üzerindeki fiyat verilerinde olduğu gibi, verilerin grafiksel
anlatımına başvurur. Tümevarımcı istatistik, verilerden elde edilmiş
olan sonuçları genelleştirir, onların tahminini yapar ya da genel bir
sonuca ulaşır. Dolayısıyla, fiyat grafiğinin kendisi betimleyiciyken,
o fiyat verileriyle uğraşan teknik analiz, tümevarım alanına girer.
Grafik analizleri, geçmişin incelenmesine dayanan zaman serisi
analizlerinin bütün biçimlerinde yapılanlarla tamamıyla aynı olan,
yalnızca başka bir cins zaman serisi analizidir. Elde edilmesi gereken
veri cinsi, yalnızca geçmişin verileridir. Geleceği ancak geçmiş
deneyimleri geleceğe taşıyarak tahmin edebiliriz.
İstatistik üzerine yazılmış olan bir metinde şunlar yer alıyor; "Nüfus
tahminleri, endüstri tahminleri vb. geniş şekilde geçmişte ne olduğuna
dayanır. Günlük yaşamda olduğu gibi bilimde ve iş yaşamında da,
belirsiz olan gelecekte ne olabileceğini tahmin edebilmek için
geçmişteki deneyimlerimizden yararlanırız". (Modern Business
Statistics, sayfa 383.)
Görülüyor ki, teknik analizde geleceğin tahmininin yapılabilmesi için
geçmiş verilerin kullanılması, sağlam istatistiki verilere dayanıyor.
Eğer bir kişi teknik tahminin bu yönünü ciddi şekilde sorgulamaya
kalkarsa, o kişi aynı zamanda bütün temel ve ekonomik analizleri de
kapsayan, tarihi veriye dayanan tahminlerin bütün diğer biçimlerinin
de geçerli olup olmadıklarını sorgulamalıdır.
RASTLANTISAL YÜRÜYÜŞ KURAMI (RANDOM WALK THEORY)
Akademisyenlerce geliştirilmiş olan Rastlantısal Yürüyüş Kuramı, fiyat
değişikliklerinin "seri olarak bağımsız" olduğunu ve fiyatın tarihinin
gelecekteki fiyatın yönü için güvenilir bir gösterge olmadığını
savunur. Diğer bir deyişle, fiyat hareketi rastlantısaldır ve önceden
tahmini yapılamaz.
Bu kuramın yayılmasını sağlayan kitabın ismi "The Random Character of
Stock Market Prices" (Paul H. Cootner,1964)’dır. Rastlantısal Yürüyüş
Kuramı, fiyatların kendi gerçek değerleri etrafında rastlantısal
olarak salındığını savunan "etkili piyasa hipotezi"ne dayanır. Kuram
aynı zamanda, "piyasayı bozabilecek" herhangi bir girişime karşı takip
edilebilecek en iyi piyasa stratejisinin "al ve elde tut" olduğunu
savunur.
Bütün piyasalarda belli ölçüde bir rastlantısallık ya da "saçmalık"
olduğundan kuşku duyulmasa da, fiyat hareketinin tamamının
rastlantısal olduğuna inanmak tamamen hayalciliktir. Bu, kullanıcının
kafasının içindeki herhangi bir şeyi kanıtlayabilecek ya da
kanıtlayamayacak olan, sofistike tekniklerden daha kullanışlı ampirik
gözlemin alanlarından birisi olabilir.
Rastlantısallığın, yalnızca fiyat hareketleri içindeki sistematik
modelleri kavramaktan yoksunluk olarak olumsuz anlamda
tanımlanabileceğini unutmamak yararlı olacaktır. Pek çok akademisyenin
bu fiyat modellerinin varlığını henüz keşfedememiş oluşları, bu
modellerin var olmadığını kanıtlamaz. (Bkz. Şekil. 1.2.)

Şekil 1.2 Bir "rastlantısal yürüyüşçü" birilerini, trendlerin gerçekte
var olmadığı konusunda inandırabilmek için bolca vakit bulabilir.
Piyasaların trendinin olup olmadığının akademik tartışması,
piyasaların trendinin açıkça görülebilir olduğu gerçek dünyanın içinde
olan ortalama piyasa analizcisini çok az ilgilendirir. Eğer fiyatlar,
seri olarak bağımsızsa, "rastlantısal yürüyüşçüler" bu trendlerin
sürekliliğini nasıl açıklayabileceklerdir? Dün ya da bir önceki
haftada olan şeylerin bugün ya da yarın olacak şeyler üzerinde hiçbir
etkisi yok mudur?
İstatistiksel kanıtların Rastlantısal Yürüyüş Kuramı’nı her zaman
bütünüyle kanıtlayabilmesi ya da çürütebilmesi kuşkulu görünüyor.
Ancak, piyasaların rastlantısal olduğu düşüncesi teknikçiler
tarafından tümüyle reddedilir. Eğer piyasalar bütünüyle rastlantısal
olsaydı, hiçbir tahmin tekniği işe yaramayacaktı.
Etkili Piyasa Hipotezi, teknik yaklaşımın geçerliliğini çürütmek bir
yana, piyasaların her şeyi hesaba kattığını öne süren teknik yaklaşıma
çok yakındır. Ancak akademisyenler, piyasalar çok hızlı şekilde bütün
bilgileri değerlendirdiği için bu avantajın yakalanamayacağı inancına
kapılırlar. Yukarıda değinmiş olduğumuz tekniksel tahminin temelleri,
önemli piyasa bilgisinin herkesçe bilinir hale gelmesinden çok önce
piyasada değerlendirildiğine dayanır.
Son olarak, sürecin işlemesinin altında yatan kuralları anlayamayanlar
için, herhangi bir sürecin rastlantısal ve tahmin edilemez olarak
göründüğü açıkça fark edilebilir. Örneğin bir elektro kardiyogram
grafiği sıradan bir insana çok fazla "rastlantısal saçmalık" olarak
görünebilir. Fakat o konuda eğitimli bir hekim için bütün o parlak
noktaların çok fazla anlamı vardır ve elbette ki "rastlantısal"
değildirler.
Sermaye piyasalarının incelenmesi, piyasanın davranışlarının kuralları
üzerine çalışma yapmaya hiç zaman ayırmamış olanlara rastlantısal
olarak görünebilir. Grafik okumadaki beceri geliştikçe
rastlantısallığın aldatıcı görüntüsü yavaş yavaş ortadan kalkmaya
başlar. |
Geri
|
|
|
|
|
|
|
Doviz Kurları |
1 EUR : 2,112 YTL
1 USD : 1,672 YTL |
|
|